20 yıl sonra “Sil Baştan”

20 yıl sonra “Sil Baştan”
ETERNAL SUNSHINE OF THE SPOTLESS MIND (Michel Gondry, 2004).

Bundan 20 yıl önce gösterime giren Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind, 2004) hafıza ve kayıp temaları etrafında dolaşan, akıllara durgunluk veren, gerçeküstü bir aşk hikayesiydi. Michel Gondry’nin yönettiği ve Charlie Kaufman’ın senaryosunu yazdığı film, gişede büyük başarı elde etti ve 77. Akademi Ödülleri’nde “En İyi Özgün Senaryo” ödülünü kazandı. Dahası, 20 yıl sonra bile hâlâ hatırlanıyor ve 2000’lerin en iyi filmleri arasında sayılıyor.

Öyleyse biraz geriye saralım, hafızamızı tazeleyip hikayeyi hatırlayalım: Joel (Jim Carrey), eski kız arkadaşı Clementine’ın (Kate Winslet) çalkantılı ilişkilerinin zihninden silindiğini öğrenince şaşkına döner. Çaresizlik içinde, aynı işlemi yaptırmak için prosedürün mucidi Dr. Howard Mierzwiak (Tom Wilkinson) ile temasa geçer, teknik açıdan bir tür “beyin hasarı” veren prosedürün kendisine de uygulanmasını ister. Ancak Clementine ile ilgili anıları solmaya başladığında, Joel aniden onu hâlâ ne kadar çok sevdiğini fark eder.

Film, Charlie Kaufman’ın bütünüyle kapatmamayı tercih ettiği yapısal bir döngü yaratarak hikayenin sonundan başlar. Joel, soğuk bir kış sabahında işe giderken Montauk’a giden banliyö trenine binmeye karar verir, peronda tanıştığı hayat dolu Clementine ile yakınlaşır. Birkaç dejavu tereddüdü haricinde ikisinin de hatırlamadığı şey, sadece daha önce tanışmış olmaları değil aynı zamanda acı veren bir ayrılıkla sonuçlanan uzun bir ilişki yaşamış olmalarıdır.

Ayrılık acısının yegane çaresinin zaman olduğu söylenir, aşkın panzehiri olarak “beyin hasarı” ise, kabul edelim, fazlasıyla iddialı ve çekici bir önerme. Sil Baştan’ın 21. yüzyılın en iyi aşk hikayeleri arasında yer almasının nedenlerinden biri de ayrılığın romantik deneyimin değerli bir parçası olabileceğine dair benzersiz bir argüman sunmasıydı. Ayrılık acısının bir anda yok olmasını dilemek fazlasıyla insani bir şey olmasına rağmen film bunu gerçekleştirmenin belki kısa süreli bir rahatlama sağlayacağını ama uzun vadede beklenmedik sonuçlar doğuracağını öne sürüyordu.

Sosyal medyadan, hatta ilk iPhone’un ortaya çıkışından bile daha önce yazıldığı hatırlanırsa, Sil Baştan sosyal medya çağında romantizm ve teknolojiyle ilişkimizi ürkütücü bir biçimde öngörüyordu. Joel, Clementine’a dair hatıralarını sildirirken hatıraları yeniden yaşıyor ama ayrıntıları hatırlamaya çalıştıkça hepsi kelimenin tam anlamıyla kayboluyordu. Acısını ve öfkesini engelledikçe, nihayetinde kendi ruhunun klostrofobik labirentine hapsoluyordu.

Bu durum, yaşadığımız dijital çağda hatıraları işleme biçimimizden pek de farklı değil: Özel anları hatırlayabilmek için telefonlarınızdaki fotoğraflara bakıyorsunuz, eski sevgililerinizin sosyal medya hesaplarını inceliyorsunuz, ayrılıktan kimin sorumlu olduğunu anlayabilmek için eski mesajları tekrar okuyorsunuz. Teknoloji, hatıralarımıza (daha doğrusu hatıralara ilişkin çarpık algılarımıza) neredeyse sınırsız erişim imkanı tanıyor. Böylece nostalji duygusu da karşı konulmaz bir arzuya dönüşüyor, kendinizi gerçekte hiç var olmamış ilişkileri özlerken buluyorsunuz.

Sil Baştan, aşk ve teknolojinin bir arada var olabileceği fikrine şüpheyle yaklaşıyor ve hafızanın önemini tutkuyla savunuyor. Yine de karakterlerin bütün hayal kırıklığının altında beklenmedik bir iyimserlik yatıyor. Joel ve Clementine birbirlerini yeniden buluyorlar, hafıza sildirme işlemi sırasında birbirleri hakkında söyledikleri korkunç şeyleri keşfediyorlar. Nihayetinde yine başarısız olmaktan korkmalarına rağmen yeniden denemeyi tercih ediyorlar. Belki de büyümenin yolu acıyı bütünüyle silmekten değil, onu baştan uca işlemekten geçiyordur.

Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi geleceği ziyadesiyle belirsiz bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitirmiş medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini göstermek istiyoruz.

Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.