Can Koçak

Banshees of Inisherin (Martin McDonagh, 2022)

66. Londra Film Festivali’nin ardından: Takip ettik, izini kaybettik

Malum, sosyal medyada her şeyi savunan birileri mutlaka çıkıyor. Ayıplanması gerektiğinde hemfikir olunan yegâne pratiklerden biri de çalıntı paylaşımlar olsa gerek. İster yabancı dillerden çevirsinler ister olduğu gibi kullansınlar, başkalarının paylaşımlarını kendileri bulmuş gibi davrananlar, bu eylem ortaya çıkınca haklı olarak tepki görüyor. Tabii bunun da farklı seviyeleri var: Orijinal
Can Koçak
Pera Palas'ta Gece Yarısı (Netflix, 2022)

Pera Palas’tan Drive My Car’a: Seyirci ile karakter arasındaki bilgi asimetrisi

Pera Palas’ta Gece Yarısı, günümüzde yaşarken kendini bir anda 1919’da bulan bir gazetecinin hikâyesini anlatıyor. İzlemeye başlarken seyirci bunu zaten biliyor, nitekim hikâye baştan itibaren bir zaman yolculuğu olarak, esas olayın 1919’da geçeceği vaadiyle tanıtılmış. Buna rağmen senaryo mantığı gereği, alıştığından farklı bir gerçeklikle karşı karşıya kalan
Can Koçak
THE TRAGEDY OF MACBETH (Joel Coen, 2021).

Jo Nesbø, Joel Coen ve kenarda kalanlar: Macbeth’i yeniden anlatmak

Hikâye, bir karakterin savaş alanında gördüğü Macbeth’e methiyeler düzmesiyle açılıyor. Dolayısıyla seyirci ya da okur olarak bu hikâyenin başkarakteriyle tanışmamız, bize anlatılan bir hikâye aracılığıyla oluyor. Macbeth’e düzülen bu methiye, aynı zamanda bir şeyler için daha baştan geç kalındığına işaret ediyor. Özetle Macbeth cesur, gözüpek, yani iktidar için
Can Koçak
Sally Rooney’nin güzel mecrası, neredesin sen?

Sally Rooney’nin güzel mecrası, neredesin sen?

Karakterinin düşüncesini aktarmak isteyen bir yazar için yazılı metnin görsel metne kıyasla ilk bakışta bariz bir avantajı var. “Denize girmeyi düşünüyordu,” yazarsanız, karakterinizin denize girmeyi düşündüğünü hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde aktarırsınız. Öte yandan bu düşünceyi görsellerle aktarmak için karakteri yüzmeyle bağdaştırılan bir nesneye (palet, şnorkel, mayo, denizin kendisi vs.
Can Koçak