Başlığım yok, sahnem de

Başlığım yok, sahnem de
"Yine Ne Oldu?" 13. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali, 2002. Fotoğraf: Barış Üstel, Didar Yeşilyurt.

Tiyatro dediğimiz şey artık üretim değil, bir tür ikna çabası. Kendimizi, fikrimizi, metodumuzu, seyircimizi, sponsorumuzu, hatta oyuncumuzu ikna etme süreci. Bu ikna süreci bitince sahne başlıyor ama sahneye varmadan sahne bitiyor. Üretim, artık bir içerik olmaktan çok izin kağıdına, oyuncu şöhretine, izleyici tahminine indirgenmiş durumda. Tiyatro yapmıyoruz, raporlama yapıyoruz. Hikaye anlatmıyoruz, proje döngüsü yönetiyoruz.

Çok değil bundan birkaç yıl önce tiyatro oyunu yapmak istiyorsan 30 kişiye laf anlatman yeterdi. Şimdi çoğunlukla 30 kalem bütçe tablosu açman, 3 kurumu ikna etmen, 300 izleyici öngörmen gerekiyor. Bazen bir mekana sığamıyor oyun, bazen o mekan seni istemiyor. Mekan bulsan ses istemiyor, ses bulsan elektrik yok. Her şey biraz eksik.

Bir de sansür var, yalnızca yasayla değil beklentiyle, korkuyla, fon koşullarıyla, otosansürle. Ne söylediğimiz kadar, neyi söyleyemediğimiz de belirliyor sahneyi. Bir söz, bir hareket, bir tema “risk” sayılıyor. İçerik önce bir formata uyumlanıyor sonra da filtreden geçiyor. Hikayeler kırpılıyor, öfkeler törpüleniyor. Oyunun başlaması için sadece bütçe değil, suskunluk da gerekiyor artık.

Mekan yok çünkü mülk var. Ses yok çünkü gürültü var. Kamusal alan yok çünkü orası çoktandır bir markaya, kampanyaya ya da otoparka ait. Yani bir zamanlar oyun yapıyorduk, şimdi bir aralık arıyoruz.

Emek Sineması kapandı. O kapanınca sadece bir salon değil, bir tahayyül biçimi de yıkıldı. Salonlar alışveriş merkezlerine taşındı, kültür de kira sözleşmesine bağlandı. Ama mesele sadece büyük perdelerden ibaret değil. Aynı zamanda sokak aralarındaki küçük sahneler de birer birer kapanıyor. Bodrum katlarındaki prova odaları, eski dairelerden bozma stüdyolar, apartman boşluklarında kurulan sahneler, çoğu sessizce dağıldı. Kirasını ödeyemeyen, destek bulamayan, izleyici çekemeyen çoğu yer sadece mekan değil, alternatif alanlardı. Şimdi alternatifin de alternatifi kalmadı. Sinema bile kendine zar zor yer bulurken, tiyatro nereye sığınsın? (Bu arada hâlâ Kumbaracı50, Tatavla, Asmalı Sahne gibi ayakta durmakta ısrar edenlerin hakkını teslim etmek gerekir elbette.)

İzleyici evinin konforunu, ekranının netliğini bırakıp bir hikayeyi izlemeye neden gelsin? Story’lerden fırsat bulup karanlık bir salona adım atacak seyirci… Sahi, ne vaat ediyoruz ona? Belki vaat ettiğimiz şey bir hikaye değil artık. Belki birlikte susmak, birlikte terlemek, birlikte nefes almak. Belki de aynı anda aynı duyguda olmak. Çünkü tiyatro hâlâ, bütün olanaksızlıklarına rağmen, aynı anda olmanın sanatı.

Peki ne yapmalı? Sanatı yeniden kamusallaştırmanın yollarını aramalı değil, artık bulmalı. Kamusal alanı “kullanmak” değil, yeniden kurmak gerekiyor. Gerçek karşılaşmaların mekanını yaratmalı, sokağı sahneye çevirmeli, duvarı perdeye dönüştürmeli.

Belki de üretim artık gösteri değil, bir çağrı. Bir paylaşım biçimi. Belki prova kadar sokakta geçirilen zaman da üretimdir. Bir dostla edilen dertleşme kadar bir parkta kurulan masa da üretimdir. Düşmek, vazgeçmek, yeniden başlamak—bunlar da sahneye dahil.

Aradığımız aralık sokakta olabilir. İzin beklemeden, bütçeye sığmadan, forma girmeden kendimize ait alanları biz kuracağız, sokağa çıkacağız, göz göze geleceğiz. Çünkü hâlâ mümkün. Çünkü biz hâlâ buradayız. Ve artık dışarıdayız.

Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Ülkemizde herkesin malumu olan zorlu koşullarda, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini gitgide yitiren medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini kanıtlamak ve eleştirel düşünme alışkanlığını müşterek bir değere dönüştürmek istiyoruz.

Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. İmkanınız varsa, vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.