"Bohemian Rhapsody" pop standartlarını nasıl değiştirdi?
“I see a little silhouetto of a man” sözlerini duyduğunuzda, “Scaramouche, Scaramouche, will you do the fandango?” diye uygun cevabı vermemek inanılmaz zordur. Pek az kişi bu sözlerin ne anlama geldiğini bilir. Queen’in "Bohemian Rhapsody" şarkısındaki bu soru-cevap dizeleri, “supercalifragilisticexpialidocious” ve “google” ile beraber İngilizcenin en sevilen saçmalıkları arasında yer alıyor.
Queen’in lideri Freddie Mercury Scaramouche’tan, bir İtalyan commedia dell’arte karakterinden, İspanyol folk dansı fandango’yu yapmasını isterken ne söylemeye çalıştığını kendisi bile tam anlayamamış olabilir. Telegraph'a göre bir seferinde şarkıyı “rastgele kafiyeli saçmalık” diye nitelendirecek kadar ileri gitmiş. "Hayalci hissiyatı olan şarkılardan biri. Bence insanlar yalnızca dinlemeli ve düşünüp şarkının onlara ne söylediğine kendileri karar vermeli."
Bu özenli hayal, 50 yıldır dünyayı etkilemeyi sürdürüyor. Tam bir karaoke klasiği olan ve sarhoşluk âlemlerine eşlik eden muhteşem bir şarkı, gerçi henüz kimse bunu Wayne’s World kadar iyi yapamadı. Şarkı, 1977'de Birleşik Krallık'ta 1952 ile 1977 arasındaki En İyi Single unvanını kazandı. Ayrıca 2012’de UK’s Official Charts Company tarafından yapılan bir ankette seçmenler tarafından tüm zamanların 1 numaralı single’ı seçildi.
Şarkı, bu övgüleri türlü engellere rağmen kazandı. Çıktığı esnada, plak şirketleri ve sanatçılar Queen’in çılgın ve tuhaf “Bohemian Rhapsody” şarkısının asla tutmayacağını iddia etmişlerdi. Fazla uzundu, fazla kafa karıştırıcıydı. Buna rağmen 23 Kasım 1975’te Birleşik Krallık’ta 1 numaraya yükseldi ve dokuz hafta boyunca yerini korudu. Böylece pop standartlarını sonsuza dek değiştirdi. O güne kadar ne Queen ne de başka bir grup böyle bir şarkı yapmayı denemişti, kelimenin tam anlamıyla bir efsaneye dönüşmek üzere tasarlanmış bir şarkıydı.
Freddie Mercury, kitabına uymadı ve bütün şarkı yazma geleneğine başkaldırdı. Bir kıta ve nakarat yerine, birbirinden daha yoğun, daha teatral rock opera bölümleri yazdı. Aynı bant üzerine 180 ayrı kanal kaydettiler. Freddie Mercury her seferinde, kendisinin de ifade ettiği gibi, “birkaç Galileo” daha eklemek için geri dönüyordu. Rolling Stone’un haberine göre, bant o kadar incelmişti ki neredeyse arkası görünüyordu. Bittiğinde, yelpaze gibi açılan koro numarası altı dakikayı buluyordu, bu süre nedeniyle plak şirketleri şarkının radyo programlarına uygun olmadığını iddia ediyorlardı. Ancak grup şarkının gerçekten özel bir şarkı olduğunu biliyordu ve tavsiye almak için saygın DJ Kenny Everett’e gittiler. 1995’te verdiği röportajda grubun yapımcısı Roy Thomas Baker “Neşeli bir tepki vermişti” diyor. “Bu şarkıya bayıldım. O kadar iyi ki listelerde yeni bir yer icat etmek zorunda kalacaklar. Bir numara olmak yerine, yarım numara olacak!” Everett şarkıyı kısa bölümler halinde çalmaya başladı, ta ki dinleyiciler tamamını duymak isteyene kadar. Başka DJ’ler de kaydın kopyalarının peşine düştüler.
Efsanenin kalanını da hayranları yazdı. Şarkı aynı zamanda çığır açıcı bir kliple sunuldu, belki de bir ilkti. Şarkının anlamını netleştirmeye ya da yeni bir anlam eklemeye çalışmadı. Şarkının anlamını soran kim olursa olsun Freddie Mercury’nin hışmına uğradı. Rolling Stone’a göre, bir keresinde “S.ktir et, hayatım, kendi şiirini analiz etmesi beklenen makul bir şairden daha fazlasını söylemeyeceğim: Ne görüyorsan odur, canım” demişti.
Queen’in gitaristi Brian May, Greatest Video Hits hakkında bir soru sorulunca “Bence Freddy kişisel hayatındaki problemlerle savaşıyordu, bunları şarkıya koymaya karar vermiş olabilir” demişti. “Kendini yeniden yaratmaya çalışıyordu... Akıllarda soru işaretleri bırakmanın en doğrusu olduğunu düşünüyorum.”
Kurt Cobain’den Katy Perry’ye nesillerce şarkıcıları etkilemiş, parıltılı bir soru işareti. Birçok sanatçıya pop müziğin kurallarının yalnızca yıkılmak için konduğunu hatırlatıyor. Kaç yoruma (Pink’ten Kanye West’e, Muppets’a kadar) ilham verdiğine bir bakmanız yeterli, ihtimallerin sonsuz olduğu aşikar.
*Bu yazı, Onur Sesigür tarafından Tom Barnes’ın mic.com’da yayımlanan makalesinden çevrilmiştir.
Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi geleceği ziyadesiyle belirsiz bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitirmiş medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini göstermek istiyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Comments ()