Dünyanın en çok okunan üçüncü kitabı: “Küçük Prens”
Küçük Prens, 6 Nisan 1943'te ilk kez yayımlandığında bugün en ünlü ve sevilen eseri olmasına rağmen Antoine de Saint-Exupéry için bir tür sapma gibi görünüyordu, yazar daha önce bir çocuk hikayesi yazmamıştı. Fransız pilot ve yazar halihazırda bir edebiyat yıldızıydı, 1931’de yayımlanan ilk romanı Gece Uçuşu’yla Fransa’nın saygın edebiyat ödüllerinden Prix Femina’yı kazanmıştı. Yakın dostu André Gide’in teşvikiyle yazdığı, Sahra Çölü'ne düşen uçağını konu alan Yel, Kum ve Yıldızlar adlı anı kitabıyla 1939’da Amerikan Ulusal Kitap Ödülü'ne layık görülmüş, Fransa’nın hiç direnmeden Nazilere teslim olduğu esnada düşman bölgesinde gerçekleştirdiği umutsuz uçuşlarını anlattığı 1942 tarihli kitabı Arras'a Uçuş da yayınevinin tarihindeki en hızlı satan kitap olmuştu.
Antoine de Saint-Exupéry II. Dünya Savaşı’nda Fransa’nın yenilgisi üzerine orduya katılmış, başarılarından dolayı bu alanda ödüllendirilse de daha sonra ABD’ye kaçmıştı. Ne var ki burada mahsur kaldığını hissediyor, İngilizce öğrenmeyi reddediyor, yalnızlık ve sağlık sorunlarıyla boğuşuyordu. Bir arkadaşının önerisi üzerine, bir tür terapi yöntemi olarak sık sık hakkında karaladığı küçük çocuğun hikayesini yazmaya başladı. Uçarak yaşam-ölüm-sonsuzluk arasındaki bağı keşfeden yazarın hikayeyi bitirmesi fazla zaman almadı, metnin okurları resimlere yönlendirmesi boşuna değildi, Saint-Exupéry kitabın resimlerini de bizzat suluboyayla çizdi. Yayıncı Reynal & Hitchcock, kitabı “eleştirmenler size bunun nasıl bir hikaye olduğunu açıklamak için günlerce uğraşacaklar," diye duyuracaklardı. Gerçekten de, bugün herkesin bildiği üzere, kitap okurlarını şaşkına çevirecekti.
Kitabın satışları ilk günlerde pek de iyi değildi. Ne var ki, Antoine de Saint-Exupéry kitap yayımlanmadan hemen önce ABD ordusuna katılıp cepheye döndü. 1944’te Nazi işgalindeki Güney Fransa üzerinde uçmak üzere Korsika'dan havalandıktan sonra uçağı denize düştü, bir anlamda yaşayacağı hayal kırıklığından kurtuldu. Hayattayken tamamlayamadığı kitabı Kumların Bilgeliği 1948’de yayımlandı. Yazarın 1998’de bir balıkçı tarafından uçağının düştüğü yerde bulunan bilekliği, düşen uçağının enkazına 2008’de ulaşılmasını sağladı.
Ama bir tür kaçış yolu olarak çocukluğu idealize eden Küçük Prens kalıcı oldu, modern dünyaya karşı bir anti-manifestoya dönüştü, genç veya yaşlı milyonlarca okurun tutkuyla bağlı olduğu bir klasik haline geldi, hatta “büyümüşler” kitabı herkesten çok sahiplendi. Savaşın yol açtığı tahribata ve inançsızlığa karşı koyabilmek için yazılmış olsa da, çocukluğun yitişine ve dünyanın büyüsünü kaybetmesine bir ağıt olarak da okunabilecek Küçük Prens artık dünya genelinde her yıl iki milyon kopya satıyor, İncil ve Kapital’den sonra dünyanın en çok okunan kitabı sayılıyor.
Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi geleceği ziyadesiyle belirsiz bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitirmiş medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini göstermek istiyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Comments ()