Emekle kurulan bağlar: Dostluğu savunmak

Emekle kurulan bağlar: Dostluğu savunmak
THE BANSHEES OF INISHERIN (Martin McDonagh, 2022)

Kapitalizmin sürekli tüketmeyi salık veren doğasının romantik ilişkileri nasıl kökünden değiştirdiğini daha önce uzun uzun konuşmuştuk. Ancak tarih boyunca bir türlü yeterince magazinsel bir başlık olamayan dostluğa (makus talihiyle doğru orantılı olarak) pek değinmedik.

İkili ilişkilerin dostluk formu ancak aşkla bir arada düşünüldüğünde kendine bir tartışma gündemi edinebildi. Mesela dostlarımıza ettiğimiz iltifatları hiçbir zaman kadınla erkeğin dost olup olamayacağını konuştuğumuz kadar konuşmadık. Ya da dostlarımızdan gelen hediyeler hiçbir zaman eski sevgiliyle dost kalınıp kalınmayacağı kadar dile getirilmedi. Dostluk şarkı sözlerinden şiirlere, sohbetlerden terapi seanslarına her alanda ailenin ve partnerin gölgesinde kaybolup gitmekle sınandı. Oysa yaşamın olağan akışında her zaman en az onlar kadar temel bir ihtiyaçtı. Üstelik onların karşıladığından farklı ihtiyaçları karşılamak, bireyin kendiliğini desteklemek için vardı.

Geçen günlerde Caner Özyurtlu bir programda arkadaşlıklarına gerekli vakti ayırmamakla ve bunu yapmanın çeşitli yollarını bulmakla övündüğü bir konuşmayla gündeme geldi. Konuşmasında, özetle, etrafındaki insanlarla derin bağlar kurabilecek, hayatlarında olup bitenleri takip edip bununla ilgili nitelikli iletişimleri sürdürebilecek vakti olmadığından bahsediyordu. Kimileri söylenenlere katıldı, çoğunluk ise karşı çıktı. Bana kalırsa bu tepki çeken söylemin temel noktası, vaktin böylesine değerli bir kavram olarak ortaya çıkışının ne kadar temel ve yeni bir yanılgı olduğunun göz ardı edilmesiydi.

Şu an rastgele beş TED konuşmasını arka arkaya açmanızı istesem muhtemelen en az dördünde vaktinizi değerlendirmekle ilgili çok önemli olduğu iddia edilen bir tavsiyeyle karşılaşırsınız. Öte yandan, kimse size boş vaktin ne kadar değerli olduğundan bahsetmez. Oysa vakit ancak Sanayi Devrimi'nin ardından bu denli önem kazanan, hatta takıntı haline gelen bir kavramdır. Çalışanın vakti sahiden de işverenin nakdidir. Fazla mesainin ücretlendirilmesinin büyük lütuf olduğu, yılda yalnızca birkaç gün tatil alınabilen bir sistem, bireyi daima vaktini verimli kullanmaya zorlar. Bahsi geçen verimlilik ise elbette öznel değildir. Yalnızca iş hayatına fayda sağlayacak adımları kapsar. Kişinin ruhuna, akıl ve beden sağlığına iyi gelecek boş zaman aktiviteleri birdenbire verimsizlik oluverir. Hal böyle olunca, dostluk da bu damgadan nasibini fazlasıyla alır. Dostlarınıza baktığınızda endişelerinizi alıp götürecek bir sohbet değil, hal hatır sorulması gereken görevler görmeye başlarsınız. Düzen vahşileştikçe daha da hayati önem kazanan sosyal destek mekanizmaları, bir anda yük oluverir. Sonra bir bakmışsınız karikatürleşmiş bir yalnızlıktan dem vuruyorsunuz.

[mailerlite_form form_id=10]

Dostluk, yapısı gereği ilişkiler arasında belki de en çok emek isteyenidir çünkü nihayetinde ailenin ve partnerliğin aksine psikolojik ve mecburi altyapıları gerekli kılmaz. Tamamen verdiğiniz emeğe ve ilgiye dayalı, sonradan geliştirilen bir bağ ile oluşur. Sulanmayan tohum çiçek olmaz. Zaten güzelliği de buraya dayanır. Öte yandan, bireyselliği en çok destekleyen ilişki çeşidi de dostluktur. Ailenin ya da romantik ilişkilerin tektipleşme, beraberleşme iddiası dostlukta yoktur. Bu yüzden bireyciliğin dostluğun önüne geçmesi özünde de çelişkilidir.

Ulus Baker, dostluğu “özgürlükte yıkanan tek ilişki tipi” diye tanımlar ve bitişinin dahi diğer ilişkiler kadar trajik olmayacağının altını çizer. Dostluğun alametifarikası işte bu hiç de mecburi olmayan iletişimin inceliğinde yatar. Ailenizi kaderiniz, partnerlerinizi ise psikolojiniz belirlerken, dostlarınızı ve onlarla kuracağınız yakınlığı yalnızca siz belirlersiniz. Bu anlamda iletişimin en kuvvetli olmasa da en sahici halidir. Hele ki beyaz atlı prens masallarıyla büyütülen kadınlar için…

İlişki ve aile doğalında ataerkilken, dostluk bu yapıdan sıyrılır. Kadınlar arasındaki dayanışmayı böylesine güçlü kılanlardan biri de işte bu sıyrılmadır. İlişkilere emek vermeyi öğrenerek büyüyen kadınlar için dostluklar, yukarıda bahsettiğim sosyal destek mekanizmasının bir karşılığıdır. Dostluklar yalnızca sosyal ilişkilerle değil, bazen altın günü gibi geleneksel, bazen de belediye kursları gibi kurumsal yapılarda karşımıza çıkabilir. Etrafınızdaki her yaştan kadını düşündüğünüzde boşanmadan çocuk büyütmeye, eğitimden cinselliğe ne kadar çok konuda dayanışma içinde dostluklar sürdürdüklerini kolaylıkla fark edebilirsiniz. Bu yüzden özellikle de Türkiye gibi devletin temel ihtiyaçları karşılamak konusunda bile sınıfta kaldığı coğrafyalarda dostluk, kadınlar için birçok erkeğe göre çok daha anlamlı bir bağı ifade eder. Kiminin alaycı ve abartılı bir bireysellikle burun kıvırdığı ilişkiler kimi için hayatın yükünü hafifletir.

İlişkilere hak ettiği değeri vermemenin övünülecek bir tarafı yok. Annenizi aramamak havalı değil. Flörtünüzle açık iletişim kurmamak da. Dostlarınıza ara sıra nasıl olduklarını sormak çok değerli vaktinizden saatler alıp götürmez. Üstelik götürse de pek de bir şey değişmez. Ama sağlıklı bir toplum ancak sağlıklı iletişim bağlarıyla kurulabilir. Duyarsızlığı samimi ilişkilerimizde bile norm haline getiren, bencil dil bizi yalnızca dostlarımızdan değil toplum bilincinden de giderek uzaklaştırır. Kendi biricikliğinin gölgesinde dostunun derdini dinlemeyen, sokaktaki dilenci çocuğu fark bile etmez.

Kiminle, ne düzeyde bağ kuracağınız elbette size kalmış. Ancak bağ kurmak konusundaki ısrarın arkasında yatan insani ihtiyacı görmek ve kabullenmek şart.

Not: Bu yazı benim değil, hayata dair en ufak tereddüdümde beni tek kelimeleriyle dingin sulara döndüren onlarca dostumundur.

Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi geleceği ziyadesiyle belirsiz bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitirmiş medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini göstermek istiyoruz.

Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.