“Hayır” deme sanatında nasıl ustalaşabiliriz?

“Hayır” deme sanatında nasıl ustalaşabiliriz?
hayir-demek

Hepimiz bunu yapıyoruz, esasen “hayır” demek isterken “evet” diyoruz. Sırf çevremizdekileri (ailemiz, arkadaşlarımız veya iş arkadaşlarımız) hayal kırıklığına uğratmamak için kendimizi hem istemediğimiz hem de zamanımız olmayan işlere dalmış buluyoruz. Ne var ki, gerçek şu: Siz insansınız, robot değilsiniz. Her isteğe evet demek hiç de sürdürülebilir değildir, kendinizi tüketmenin değişmez reçetesidir. Asıl mesele hayır demenin kıymetini bilmektir.

Günümüzün süper-rekabetçi iş dünyası birden fazla görevin aynı anda yapılmasını (multitasking) adeta kutsuyor, terapi odalarında muhtemelen en çok bu konuşuluyor. Hayır deme becerisi de günümüzde genelde hafife alınan, mütevazı bir “süper güç” haline gelmiş olabilir. Takvimlerin taahhütler ve toplantılarla, gelen kutularının da taleplerle dolup taştığı ve zamanın giderek daha küçük parçalara bölündüğü bir çağda yaşıyoruz. Ağır bir dikkat krizinin içindeyiz, odaklanma becerimizi gitgide kaybediyoruz. Bu modern dünyaya özgü kaosun ortasında, hayır demek açıklığın, kendinizi korumanın ve yeniden motivasyon kazanmanın yollarından biri olabilir.

Evet dediğinizde kendinizi çok önemli, hatta yeri doldurulamaz biri gibi hissedebilirsiniz. Toplum da evet demeyi genelde açık fikirliliğin ve fedakarlığın bir işareti olarak yüceltir. Bu nitelikler kuşkusuz değerli, ama kontrol edilemeyen bir evet deme alışkanlığı da strese, tükenmişliğe ve odak kaybına yol açabilir. Ağzımızdan çıkan her “evet” sözcüğü zamanımıza, enerjimize, hatta bazen değerlerimize ilişkin bir taahhüttür. Gelişigüzel evet demenin işyerinde sunacağımız katkıların niteliğini düşürebileceğini ve esenliğimizi tehlikeye atabileceğini kabul etmek fazlasıyla önemlidir.

Yaygın kanının aksine, hayır demek geçimsiz veya işbirliğine yanaşmayan biri olmakla ilgili değildir. Bilakis, önceliklerimizi ve sınırlarımızı korumak, kişisel hedeflerimize sadık kalmak için stratejik bir karar da olabilir. Nezaketle ve kararlılıkla hayır dediğimizde özerkliğimizi hatırlar, zamanımız ve dikkatimiz üzerinde denetim sağlayabiliriz. Üstelik bu reddetme eylemi bencilce değildir, insanın kendi sınırlarını bilmesiyle ilgilidir. Gerçekçi olalım, evet demek de çoğu zaman başka şeylere hayır demek anlamına gelir.

Etkili bir şekilde hayır demeyi öğrenmek elbette pratik yapmayı, sınırlarımızı, değerlerimizi ve önceliklerimizi doğru anlamayı gerektirir. Her talebi veya fırsatı kişisel hedeflerimiz ve taahhütlerimizle karşılaştırarak değerlendirmek anlamına gelir. Hayır diyerek sorumlu olduğumuz işleri bitirmek, sevdiklerimizle kaliteli zaman geçirmek veya öylece dinlenmek gibi bizim için fazlasıyla önemli olan şeylere alan açarız.

Aile ilişkilerinin ve geçmiş duygusal deneyimlerin doğal bir sonucu olarak genelde her talebe evet diyorsanız, hayır demek başta pekâlâ rahatsız hissettirebilir. Suçluluk duygusuyla kendinizi neden hayır dediğinize ilişkin ayrıntılı açıklamalar yaparken bulabilirsiniz. Ne var ki, bunu yapmanız halinde olmayacak bahaneler uyduruyormuş gibi görünebilirsiniz de. Bazı insanlar, hayır dediğinizde sizi fikrinizi değiştirmeye zorlayabilirler. Yanlış anlamaları önlemek için açıklamanızı basit tutmakta ve sakin bir dille tekrar etmekte fayda var, başlangıçta suçluluk duyabilirsiniz ama pratik yaptıkça düzelecektir.

Sınır çizmenin hem kişisel hem de profesyonel olarak sağlıklı ilişkiler sürdürmek için önemli olduğunu biliyoruz. Hayır diyerek sınırlarımızı hatırlattığımızda, değerlerimizi ve beklentilerimizi açıkça karşımızdakine iletmiş oluruz. Bu açıklık, karşılıklı anlayışı teşvik ederek aşırı bağlılık veya karşılanmayan beklentilerden kaynaklanan yanlış anlamaları ve hayal kırıklıklarını da önleyecektir. Hayır demek elbette cesaret de gerektirir, yani başkalarının beklentileri yerine kendi ihtiyaçlarımıza öncelik verme cesaretini. Bu, modern yaşamın karmaşasıyla başa çıkmada paha biçilmez niteliklerden sayılan kararlılığı da geliştiren bir beceridir.

Dr. Gabor Maté, Vücudunuz Hayır Diyorsa kitabında “Ciddi bir hastalıkla boğuşan hastalarımın hemen hepsi yaşamlarının önemli bir alanında hayır demeyi öğrenememiş kişilerdi,” diyor. Hayır demeyi bilmek bize çocuk yaşlarımızda öğretilmediyse, bunu sonradan kazanmak fazlasıyla zor olabiliyor, etkin bir mücadele ve güçlü bir değişim arzusu gerektiriyor. İyi ilişkiler kurmanın ve karşılıklı güven inşa etmenin yolu biraz da hayır demekten geçiyor. Kişisel alanı korumaya çalışmak başlangıçta türlü ağrılara sebep olsa da, çektiğimiz çile deneyim kazandıkça yerini daha sağlıklı ilişkilere bırakıyor.

Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi geleceği ziyadesiyle belirsiz bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitirmiş medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini göstermek istiyoruz.

Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.