Hello Kitty popüler kültürü nasıl ele geçirdi?

Hello Kitty popüler kültürü nasıl ele geçirdi?
hello-kitty

Onu hepimiz tanıyoruz, son 50 yılda her yerdeydi: Bir kulağında kırmızı fiyonk olan sevimli çizgi kedi, Hello Kitty. İlk kez 1970'lerde bir bozuk para cüzdanında ortaya çıkan Sanrio karakteri, o zamandan beri kolektif bilincimize bir dayanak noktası olmanın yanı sıra 80 milyar doların üzerinde gelir getiren önemli bir gelir kapısı. Onu Barbie, Betty Boop, Minnie Mouse, Bratz gibi benzerlerinden ayıran ise kitlesel bir pazarlama ürünü olmasına rağmen dünya çapında gotikler, emolar, punk feministler gibi altkültürlerin takipçileri tarafından da benimsenmesi. Peki, bu azgın kapitalizm figürü nasıl ve neden yıkıcılığı temsil eder hale geldi?

Hello Kitty moda endüstrisinde hem lüks hem de anaakım markalarla sayısız işbirliğine imza attı. Balenciaga’dan Nike, Puma, Doc Martens ve Crocs’a kadar Hello Kitty ürünleri her yerde. Sanrio’nun pazarlama ekibinin çok çalıştığı aşikar. Ama Hello Kitty bu yaygınlığına rağmen kültürün nispeten “daha havalı” köşelerinde de sık sık karşımıza çıkıyor.

Dua Lipa’nın yakın zamanda giydiği tığ işi bikinisi ya da Saweetie’nin üzerinde kedicik takıları olan braletinin yanında Frank Ocean da bu meşhur kediye iki şarkı sözü videosunda başrol vermiş, daha sonra Lovebox’ta dev bir Hello Kitty suretinin önünde performans sergilemiş hayranlarından biri. Hem yüksek hem de düşük kültür arasında gidip gelme yeteneği, Alice Longyu Gao'nun ve Avril Lavigne'in bazı şarkılarında da ortaya çıkıyor.

Hello Kitty'nin 50. yıldönümünü kutlayan CUTE adlı serginin küratörü Claire Catterall, karakterin “bir nevi şifre, sevimlilik logosu” olduğunu söylüyor. Karakteri, “tatlı ve sevimli olan her şeyin kısaltması” diyerek tanımlıyor. “Tasarlanma şekli de buna doğrudan yardımcı oluyor: kendine özgü bir poz, her zaman göze çarpan bir yere yerleştirilmiş iki düğme göz, minicik nokta bir burun, ağız yok."

Pink Globalisation [Pembe Küreselleşme] kitabının yazarı, bu esnekliğin Hello Kitty’nin pek çok şey olabileceği anlamına geldiğini söylüyor. Hello Kitty's Trek Across the Pacific [Hello Kitty’nin Pasifik Boyunca Yolculuğu] kitabının yazarı Christine R. Yano ise ona “şekilden şekle giren” demeyi doğru buluyor. Soyut tasarımından doğan boşluk ona özgü bir şirinlik yaratıyor ve bu geniş çaplı popülerliğe ulaşabilmesini sağlıyor. Yano’nun kitapta dikkat çektiği diğer bir nokta da Hello Kitty’nin “yabancı” oluşu. Japon kökenleri ve anime kültürünü anımsatan tarzı Batılı izleyiciler için mesafeyle gelen bir havalılık hissi uyandırıyor.

Catterall'a göre asıl ilginç olan, Hello Kitty'nin genellikle “yıkıcı ya da ironik bir şekilde” ele alınması. İngiltere ve ABD'de 2000'lerin ortalarında gotikler ve emo’ların neredeyse hepsi Hello Kitty’yi bir şekilde benimsedi. MySpace döneminde HTML ile oluşturulmuş sayfalar ve MSN profil resimleri Hello Kitty ile doluyken, kolyeler ve Nokia telefon kılıfları da Sanrio'nun ceplerini doldurdu.

Catterall'a göre Hello Kitty'nin yıkıcı kökenleri 1990'lı yıllara, "Tokyo'daki Harajuku çocuklarının toplumsal normların kısıtlamalarına karşı isyan etmelerine ve Hello Kitty'yi isyanlarında bir müttefik olarak kullanmalarına" kadar uzanıyor. 1970'ler ve 1980'lerde Japonya'da kadınların tüketici güçler olarak yükselişinden doğan Kawaii kültürü, daha sonra kendine özgü bir sokak stilini, bazen ironik şekilde şirinliği ve çocuksu masumiyeti kucaklayan bir görünümü ortaya çıkardı. Bu tarz, 1990'ların başındaki Riot Grrrl hareketiyle ABD’ye de yansıdı, Hello Kitty estetiği “modası geçmiş kadınlık kavramlarına ironik bir yanıt olarak" feministler tarafından da benimsendi.

Kadınsılığın radikal bir geri kazanımı olan Riot Grrrl, 1950'lerin ev kadınları ve pembe kalplerinin yan ısıra çizgi kedi imgesini de altüst etti. Hareketin orijinal manifestosunda Kathleen Hanna "bize kız = aptal, kız = kötü, kız = zayıf diyen bir topluma öfkeliyiz" diye yazmıştı. Hello Kitty de işte bu klişelere burun kıvırmanın ve sevimliliği kendi amaçları için sahiplenmenin bir simgesi oldu.

Pussy Riot üyesi Nadya Tolokonnikova, bu akımı "Tıpkı adımızda yaptığımız gibi, sevimli ve tehlikeli, eğlenceli ve ciddi olanı birleştirdik" diye açıklıyor. "Bir sonraki gösterimde pembe bir tişört giyip Hello Kitty çantası taşırsam, polis beni tutukladığında gülünç görünecek.”

New Yorklu trans DJ Suffy Baala, nam-ı diğer Goth Jafar ise çocukluğundan beri Hello Kitty hayranı olduğunu söylüyor: "Çocukken Barbie, Bratz ve Hello Kitty gibi kız çocuklarına özgü eşyalarla oynamama izin verilmezdi ama cinsiyet uyum süreci sonrasında Hello Kitty'ye olan sevgim benim için özgürleştirici oldu, içimdeki çocuğu beslediğini hissettim. Sanki kızlara özgü her şeyi, asla kaybolmayacak bir masumiyeti temsil ediyor. Bu yüzden Mariah Carey, Britney Spears ve benim gibi kötü kadınlar Hello Kitty'ye bayılır!"

Hello Kitty artık 50 yaşında olabilir, ama bugün altkültürlerde ve yeraltı kültüründe yer almaya devam ediyor. Londra merkezli marka Sports Banger kısa süre önce Aphex Twin x Hello Kitty tişörtünü piyasaya sürerken, E-kızlar ve erkekler bu tarzı benimsiyor, hatta Hello Kitty ürünleri toplamaya meraklı bir e-kız türü olan “Hello Kitty Girl” adlı internet arketipini ortaya çıkarıyor. Ancak Sanrio'nun maskotu ticari alandaki hükmünü sürdürdükçe, başarıyla sızdığı kültürle birlikte gelişmeyi sürdürecek ve yeni anlamlar kazanacak.


*Bu yazı, Ece Balekoğlu tarafından Felicity Martin'in Dazed'de yayımlanan makalesinden çevrilmiştir.

Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi geleceği ziyadesiyle belirsiz bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitirmiş medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini göstermek istiyoruz.

Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.