Hollywood’un altın çağından beş unutulmaz aşk filmi

Hollywood’un altın çağından beş unutulmaz aşk filmi
Casablanca

Bazı filmler yıllar geçse de eskimez. Klasikleşmiş filmler de (klasik edebiyat eserleri gibi) onları sevmiş olanlar için alabildiğine değerli bir deneyim oluştururlar, ama en çok tadını çıkaracakları duruma geldiklerinde izleme fırsatını saklı tutanlar için de aynı ölçüde zengin bir deneyim olarak beklerler. Hem imgelemimize unutulmaz bir biçimde yerleşerek hem de belleğimizin kıvrımları arasına bireysel ya da ortaklaşa bilinçdışı kılığında gizlenerek belirli etkiler yaratırlar.

Sinema tarihi, zihinlere kazınmış mutlu ve hüzünlü aşk hikayeleriyle doludur. Uzunca bir süre “düşler fabrikası” olarak anılmış Hollywood sineması, stüdyo sisteminin ilan edildiği altın çağında ve sonrasında hemen her meşrebe uygun aşk klasikleri de üretti. Bu klasikler çok sevildi, sinema tarihinin en büyük yıldızlarını yarattı, kendilerinden sonraki filmlere ilham verdi ve popüler kültürün değişmez, hâlâ canlılığını koruyan birer öğesine dönüştü. Hollywood’un dünya genelinde geniş kesimlere erişen beş unutulmaz aşk klasiğini seçtik, buyursunlar.

BAZILARI SICAK SEVER (Billy Wilder, 1959).

BAZILARI SICAK SEVER (Billy Wilder, 1959)
Amerikan Film Enstitüsü tarafından tüm zamanların en iyi Amerikan komedi filmi seçilen bu klasik, Marilyn Monroe, Tony Curtis ve Jack Lemmon’ı buluşturuyor: Kariyerlerinde zorlanan Chicago'lu caz müzisyenleri Joe (Curtis) ve Jerry (Lemmon) 1929’da yaşanan bir mafya cinayetine tanık olunca, kendilerini gören gangsterlerden canları pahasına kaçmaya başlarlar. Florida'da bir otelde kadınlardan oluşan bir müzik grubunu görünce aralarına girmeye karar verirler. Kadın gibi giyinip Josephine ve Daphne adını alır, sürükleyici bir serüvene atılırlar. Trende tanıştıkları, orkestrada şarkı söyleyip ukulele çalan “Sugar Kane” lakaplı kıza (Monroe) da ilk görüşte aşık olurlar. Sugar Kane ise Florida'da bir milyoner bulup evlenmeyi hayal etmektedir.

UNUTULMAYAN AŞK (Leo McCarey, 1967).

UNUTULMAYAN AŞK (Leo McCarey, 1967)
Dört dalda Oscar’a aday olan bu dokunaklı melodram, romantik komedi Sleepless In Seattle (1993) başta olmak üzere birçok aşk filmine referans kaynağı olmuş bir klasik. Çapkın Nickie Ferrante ile caz sanatçısı Terry McKay, gemiyle Avrupa’dan New York’a giderken tanışır. İkisi de evlenmek üzeredir ama aralarındaki çekime karşı koyamazlar. İkili, işleri yoluna koyup altı ay sonra Empire State’de bir araya gelmek üzere sözleşerek ayrılır. Her ikisi de buluşmaya gelirse aralarındaki aşkı kanıtlamış olacaklardır. Cary Grant ve Deborah Kerr, bu unutulmaz aşk filmindeki ışıltılı performanslarıyla sinema tarihinin en ikonik çiftlerinden birini yaratıyorlar.

GILDA (Charles Vidor, 1948).

GILDA (Charles Vidor, 1948)
Rita Hayworth’ı ilahi bir varlığa dönüştüren ve sinema tarihinin en önemli film noir’larından sayılan Gilda, Hayworth’ın meşhur dansı ve “Put the Blame On Mame” şarkısıyla da hafızalardan çıkmayan gerçek bir klasik. Gilda, Buenos Aires’te zengin bir kulüp sahibiyle evlidir. Sıradan bir kaynaşmadan fazlası gibi görünen bir tanışmadan sonra Ballin Mundson, beş parasız kumarbaz Johnny Farrell’a kulübünde bir iş teklif eder. Farrell bu teklifi kabul eder, fakat Gilda’yla bir zamanlar sevgili oldukları ortaya çıkar. Farrell, bu gerçeği patronundan gizlemeyi tercih edecektir.

CASABLANCA (Michael Curtiz, 1942).

CASABLANCA (Michael Curtiz, 1942)
16. Akademi Ödülleri'ne damgasını vuran Casablanca, Hollywood klasikleri arasında özel bir yere sahip. Humphrey Bogart, Ingrid Bergman, Claude Rains ve Paul Henreid gibi dönemin usta oyuncularını bir araya getiren film, gösterime girdiği 1943’te en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi senaryo dallarında Oscar kazanmıştı. II. Dünya Savaşı zamanlarında geçen film, kötü tesadüflerle örülü bir aşk üçgenine odaklanıyor. Fas’ın Casablanca kenti, savaş sırasında Hitler’den kaçan Avrupalılarla renkli bir görünüm kazanır. Şehrin en popüler barını işleten Rick Blaine, bir gün eski aşkı Ilsa ve direniş lideri kocası Victor Laszlo ile karşılaşır. Rick, Ilsa ve Victor’un şehirden kaçmalarını sağlayabilecek tek kişidir.

ROMA TATİLİ (William Wyler, 1953).

ROMA TATİLİ (William Wyler, 1953)
Gregory Peck ile Audrey Hepburn’ü buluşturan Roma Tatili, modern zamanlar prensesi Ann’in Roma macerasını anlatıyor. Kraliyet dayatmalarına karşı gelerek tek başına Roma’yı keşfe çıkan Ann, gazeteci olduğunu gizleyerek ilginç hikayeler peşinde koşan Amerikalı gazeteci Joe ile tanışır. Ancak Ann’in bütün planları, ikilinin birbirine âşık olmasıyla suya düşer. Audrey Hepburn bu filmdeki performansıyla hem Oscar, hem Altın Küre, hem de BAFTA ödüllerinde en iyi kadın oyuncu ödülünü kazanmıştı. Film, 1954 Oscar’larında en iyi film ve en iyi senaryo ödüllerini de almıştı.

*****

Kundura Sinema’nın beşinci yaşına özel hazırlanan film programı “Kundura Sinema’nın Hafızası”, şubat ayında devam ediyor ve bu klasiklerin hepsini restore edilmiş kopyalarıyla yeniden perdeye taşıyor. İzleyicileri de geçmişi birlikte hatırlamaya davet ediyor. Gösterim programı ve ayrıntılar passo.com.tr’de.

Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi geleceği ziyadesiyle belirsiz bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitirmiş medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini göstermek istiyoruz.

Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.