İnsan ile hayvanın tarih boyunca değişen ilişkisini keşfe çıkın: “Hayvanların Yaşamı”

İnsan ile hayvanın tarih boyunca değişen ilişkisini keşfe çıkın: “Hayvanların Yaşamı”
Maria Roza, "The Lives of Animals", Salt Beyoğlu, 2025. Fotoğraf: Mete Bars (Salt).

Dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi ekosistemde veya kültürde olursanız olun, koşulları farklı olsa da insanların ve hayvanların bir arada yaşadığını görürsünüz. İnsanlar ve hayvanlar arasındaki karşılıklı bağımlılık muhtemelen iki buçuk milyon yıl öncesine kadar uzanıyor. İnsanlık tarihi boyunca süregelen türlerarası bağlantılarımız insan evrimini yönlendirmiş, dil ve benzeri medeniyet araçlarını icat etmemize katkıda bulunmuş olabilir. Ne de olsa, homo sapiens'i diğer memelilerden ayıran özellikler arasında alet yapımının ve dilin icadının yanı sıra bitkilerin ve hayvanların evcilleştirilmesi bulunuyor.

Başka türlerle ilişkiler kurmak, gözlem, iletişim ve alet yapma becerileri gelişmiş olan insanlara belirgin avantajlar sağladı. Bu beceriler, bitkilerin ve hayvanların evcilleştirilmesinin yanında insanların daha yoğun ve kalıcı yerleşim yerlerinde yaşamaya uyum sağlamasına olanak tanıdı. Geçen bunca zamanda hayvanlarla birlikte evrimleşerek yaşadığımız gezegeni hakimiyetimiz altına aldık. Ama hem avcılık faaliyetini yoğunlaştırarak hem de doğal habitatları yok ederek hayvanların yaşamını köklü biçimde değiştirdik, hatta çoğu türün yok olmasına neden olduk. Modern zamanlardaki asıl sorunumuz, daha çok hayvanlarla olan köklü ilişkilerimizi unutmuş olmamız gibi görünüyor.

Bugün hayvan hakları tartışmalarının kalbinde de insanların ve hayvanların birbirleriyle etkileşiminin nasıl olması gerektiği yer alıyor. Hayvanlar insanların diledikleri gibi kullanabilecekleri doğal birer kaynak mıdır, yoksa insanların müdahalesi olmadan yaşamlarını sürdürebilen özgür varlıklar mıdır? Yoksa bu iki ayrı uçtaki yaklaşımın arasında kabul edilebilir bir uzlaşma alanı var mıdır? İnsanlar bu zorlu sorulara kültürel pratiklerine, dini ve ahlaki inançlarına, hayvanlarla olan gündelik deneyimlerine bağlı olarak farklı yanıtlar üretiyor. Hayvan hakları tartışmasının yüzyıllar içinde nasıl evrildiğini anlamak için tarihi yakından incelemek ve insan-hayvan ilişkisinin zaman içinde nasıl gelişip değiştiğini anlamak gerekiyor.

Lin May SaeedSeven Sleepers [Yedi Uyuyanlar], 2008/2014.Lin May Saeed Mirası | Jacky Strenz izniyle

Salt’ın güncel sergisi Hayvanların Yaşamı, insan ile hayvanın tarih boyunca değişen, müşterek varoluştan tahakküme farklı boyutlar kazanan bu karmaşık ilişkisini keşfe çıkıyor. Adını yazar J. M. Coetzee’nin insan-merkezci bakışı sorgulayarak hayvana yönelik empatiyi ve şefkati irdelediği aynı adlı romanından alan sergi, insan-hayvan ilişkisini belirleyen toplumsal hiyerarşileri tartışmaya açarken farklı birliktelik ihtimallerini de araştırıyor.

2023’te vefat eden Almanya-Irak kökenli aktivist sanatçı Lin May Saeed’in hayvanlara karşı zorbalıkları hicvettiği işleri, serginin düşünsel merkezini oluşturuyor. Saeed’in çalışmalarını Türkiye ve farklı coğrafyalardan sanatçıların işleriyle bir araya getiren sergi, İstanbul’un sokak köpeklerine odaklı bir arşiv projesinin sunumunu da içeriyor.

Salt Beyoğlu’nun Forum alanındaki Ses Mekanı’yla başlayan sergi, yapının ikinci ve üçüncü katlarına yayılıp Kış Bahçesi’nde sonlanıyor. Müzikoloji, eko-akustik, zoomüzikoloji gibi disiplinlerden sanatçıların saha kayıtları ve ses işlerinden oluşan Ses Mekanı, hayvanların işitsel dünyası ile türlerarası iletişime dair sanatsal ve bilimsel yaklaşımlara alan açıyor. David Maroto’nun Çatalhöyük’ten ilhamla mekana özgü hazırladığı iki parçalı duvar resmi ise hayvan tasvirleri üzerinden evcilleştirme, toplumsal hiyerarşi ve insan-doğa ilişkilerinin sürekliliğine dair yerleşik anlatıları sorguluyor.

David Maroto"Hayvanların Yaşamı", Salt Beyoğlu, 2025. Fotoğraf: Mete Bars, Salt.
David Maroto"Hayvanların Yaşamı", Salt Beyoğlu, 2025.Fotoğraf: Mete Bars, Salt.

Hareketli görüntü, resim ve enstalasyonların yer aldığı ikinci katta tür temelli tahakküm, hayvanların özgürleşmesi, ekolojik sorumluluk, kültürel melezlik gibi temalar öne çıkıyor. Şiddet ile İhtimam Arasında: İstanbul’un Köpekleri, 1910 yılında 80 binden fazla sokak köpeğinin şehrin en uzak ve küçük adası olan Sivriada’ya sürgün edilmesinden günümüze, İstanbul’da köpeklerin yaşamını kuşatan söylemlerin, değişen mekansal politikaların, idari ve hukuki süreçlerin izini sürüyor. Arşiv belgeleri ışığında, köpeklere yönelik şiddetin değişen biçimlerini ve ona karşıt bir güç olarak gelişen ihtimam, merhamet ve koruma anlayışını ortaya koyan çift yönlü bir kronoloji sunuyor.

Üçüncü kattaki nakış, gravür ve tekstil ağırlıklı çalışmalar ise insan-hayvan ilişkilerinde bakım, kontrol, yas, direniş, ekolojik çöküş gibi iç içe geçmiş konuları, doğa ve hayvan hakları için verilen bireysel ve kolektif mücadeleleri işliyor.

Uzunca süredir ülkemizin gündeminde yer alan “hayvan hakları” tartışmalarıyla da doğrudan kesişen Hayvanların Yaşamı sergisi, 10 Ağustos’a dek Salt'ın Beyoğlu binasında ücretsiz görülebilir.

Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi ifade özgürlüğünün sürekli tehdit altında olduğu bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini gitgide yitiren medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini kanıtlamak ve eleştirel düşünme alışkanlığını müşterek bir değere dönüştürmek istiyoruz.

Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. İmkanınız varsa, vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.