İnsanlar neden son 20 yıldır aynı görünüyor?
60’lar ile 80’ler veya 70’ler ile 90’lar arasındaki estetik farklar o kadar güçlüdür ki, bir filmin hangi zaman diliminde geçtiğini yalnızca karakterin ne giydiğine bakarak anlayabilirsiniz. Artık bir duraklama döneminde olabilir miyiz? Neden önceki onyıllar birbirinden bu kadar farklı görünüyordu da, 20 yıl öncesi artık öyle görünmüyor?
Modada ve kültürel estetikte neden köklü değişimler görmediğimize dair bir teori, son 20 yılda toplumsal yapıların ve güç dinamiklerinin ne kadar az değiştiğini ortaya koyuyor. Komedyen Brendon Lemon, konuyla ilgili olarak Mark Fisher ve Marc Augé’nin çalışmalarına atıfta bulunduğu bir TikTok videosunda “Moda ve sanat neredeyse 30 yıldır değişmedi çünkü 90’ların başından bu yana esasen aynı neoliberal, geç kapitalist sisteme hapsolmuş durumdayız,” diyor. “Aynı finans kurumları, stüdyolar, modacılar, hatta müzisyenler bile 90'lardan beri içinde bulundukları sektörlerin zirvesinde olmayı sürdürüyorlar.”
Karşılaştırma yapmak gerekirse, 20. yüzyıl siyaset, sanat ve kültür alanlarında büyük değişimlerin yaşandığı, çok daha çalkantılı bir dönemdi. Ancak son yirmi yılda, gelişen teknolojinin dikkat sürelerimizi mahvetmesi ve tüketim çılgınlığının gündelik hayatımızın neredeyse her alanına sızmasıyla, zihinlerimizi uyuşturan bir hafıza kaybı döngüsüne sıkışıp kaldık. Nihayetinde, popüler kültür giderek bayatlıyor; geçmişten daha fazla faydalanıyoruz ya da nostaljiye bel bağlıyoruz, farklı şeyler hayal etme becerimiz köreliyor. Brendon Lemon, daha da ileri giderek, mevcut sistemin (Roma İmparatorluğu’na benzer şekilde) bin yıl kadar aynı kalacağını, moda ve güzellik endüstrileri de dahil olmak üzere her şeyin bu durumu yansıtacağını iddia ediyor.
Dikkate alınması gereken bir diğer mesele de geçmişteki moda ve güzellik trendlerinin yaygınlığı. 80'li yılları düşünürseniz, herkesin “son moda” bir saç kesimi vardı; annenizin ve babanızın bile vardı. Oysa bugün orta yaşlı insanları “wolf-cut” saç kesimiyle veya “e-girl” makyajıyla hayal etmek imkansız. Bu yüzden günümüzün gençleri TikTok’ta “sizin için” sayfasına düşen mikro-trendleri takip ederken, daha yaşlı insanlar ve küçük şehirlerde yaşayanlar yeni trendlerle geçmişte olduğu kadar ilgilenmiyor.
[mailerlite_form form_id=10]
Peki, tüm bunlar neden oluyor? Pazar araştırma şirketi Canvas8’in içgörü editörü J’Nae Phillips, insanların yeni trendlere ilgisizliğinin hem sosyal medyanın hem de mevcut trend döngüsü hızının bir sonucu olduğunu öne sürüyor: “60'lar ve 70'ler, yerleşik normlardan kopmaya vurgu yapan ateşli bir karşı kültür hareketinin damgasını vurduğu yıllardı. Artık trendlerin popülerliği çok daha bireysel düzeyde. İnternet ve sosyal medyanın yükselişi modayı görece demokratikleştirdi, niş trendlerin gelişmesini sağladı. Moda, artık ‘karıştır ve eşleştir’ yaklaşımını benimsemek anlamına geliyor.”
Trendlerin bu hızlı değişimi nedeniyle, “modaya uygun” giyinmek eskisi kadar erişilebilir değil. Sıradan bir insan için günümüzdeki tüm mikro trendleri araştırmak göz korkutucu veya pahalı olabilir. Phillips, çabucak modası geçtiği için başlıca trendleri takip etmenin zorlaştığını düşünüyor. “Bir dönem moda olan şeyin bir sonraki dönemde modası geçiyor, bu da düşük gelirli kesimlerin, daha küçük şehirlerdeki veya daha yaşlı insanların modaya ayak uydurmasını zorlaştırıyor,” diyor. Vintage mağazaları ise geçmişteki moda akımlarına ait kıyafetleri sürekli dolaşımda tutuyor.
Dijital kültürün etkileri yalnızca trend döngüsünün hızını belirlemiyor. 20. yüzyılda mods, rock ya da punk gibi altkültürlerin fiziksel mekanlarda topluluk olarak bir araya gelmeleri gerekiyordu. İnternet ve sosyal medya sayesinde, niş moda altkültürleri artık topluluk duygusunu, hatta fiziksel mekanı bile korumak zorunda hissetmiyor.
Geçmiş ideallere meydan okuma arzusu, 20. yüzyılda bu türden köklü moda değişimlerini tetikliyordu. Saç konusunda uzmanlaşmış Rachel Gibson, “20. yüzyıl, gençler ve altkültürler tarafından iyi tanımlanmış bir dönem gibi görünüyor. Punk akımını düşünürsek, önceki her şeye kıyasla büsbütün tuhaftı. Önceki nesillere başkaldırdı, sonraki nesle de kendilerini farklılaştırmak için harekete geçmenin ilhamını verdi," diyor.
Altkültürler 20. yüzyılda yaygın biçimde kabul görmeye başladığında, asli üyeleri altkültürü artık daha az sahipleniyordu. Sonuç olarak anaakıma karşı yeni akımlar ortaya çıkıyordu. Gibson, “Altkültürler elbette başlıca trendleri doğurdu, bu nedenle tüm dönemler ve altgruplar öncekilerden belirgin biçimde farklı görünüyor. Bu, önceki neslin tamamen karşıtı gibi görünme arzusundan ibaret değil; 20. yüzyıl aynı zamanda görünüşünüzü daha hızlı ve kolay değiştirebilmenizi destekleyen büyük bir teknolojik ilerleme ve ürün geliştirme dönemiydi,” diyor.
Yine de insanların görünüşü söz konusu olduğunda 2003’ten bu yana hiçbir şeyin değişmediği konusunda herkes hemfikir değil. The Office ya da Two and a Half Men gibi televizyon dizilerindeki karakterlerin neden hâlâ çağdaş göründüğünü yorumlayan bir TikTok kullanıcısı, bunun nedenini karakterlerin kıyafetlerinin ve görünümlerinin o günün modasına uygun olmaması diye açıkladı: “Bu, trendlerle ilgili. The Office karakterleri modaya uygun giyinmiyordu. Paris Hilton’ın 2004’te nasıl giyindiğine bakarsanız, bugün giydiklerinin birer kostüm olduğunu düşünürsünüz.”
Kişisel tarzınız ve gündelik seçimleriniz, dünyanın neresinde yaşadığınızı veya hangi topluluğa ait olduğunuzu ister istemez yansıtır. Dolayısıyla, yakın gelecekte dönüp bakacağımız ve sorgulayacağımız kıyafet seçimlerimiz de mutlaka olacaktır.
*Bu yazı, Cüneyt Bender tarafından Kleigh Balugo’nun Dazed’de yayımlanan makalesinden kısaltılarak çevrilmiştir.
Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi geleceği ziyadesiyle belirsiz bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitirmiş medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini göstermek istiyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Comments ()