Liderler mi çılgın, yoksa kapitalizm mi?
Geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük vergilerine yönelik duyurusunun ardından Beyaz Saray tarafından bir “Bilgi Notu” yayımlandı. Uluslararası ilişkiler uzmanları ve siyaset bilimciler bu notu “çılgınlık” olarak nitelendirdi. Üstelik bu ilk değildi. Donald Trump’ın neredeyse her konuşması gündem oluyor, ABD Başkanı’na dair çılgın, dengesiz, deli vb. söylemler medyada sürekli önümüze çıkıyor.
Bu nitelendirmeler yalnızca Trump ile sınırlı değil. Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve başkaca liderler için de benzer söylemler sıklıkla gündeme geliyor. Sözümona dünyanın siyasal, ekonomik, ekolojik ve daha pek çok açıdan sürüklendiği krizlerin ardında “çılgın” liderlerin kararları, ihtirasları, psikolojik sorunları, yani çeşitli “kişisel problemler” yatıyor.
Aynı nitelendirmeler Adolf Hitler için de yapılmıştı. 20. yüzyılın ilk yarısında deyim yerindeyse insanlığa karşı savaş açan ve insanlık suçları işleyen faşist bir makinenin yapıp etmeleri Hitler’in “sorunlu kişiliğine” indirgeniyordu. Dünyanın önde gelen akademilerinde, muhtelif entelektüel çevrelerinde bu önermeyi doğrulamak için neler yazılmadı ki…
Yapılan bu değerlendirmelerin her şeyden önce “psikolojikleştirme” diye adlandırılan şeyin ta kendisi olduğunu belirtmek gerekir. Yani toplumsal, siyasal, ekonomik ve başkaca açıdan değerlendirilmesi ve anlaşılması için çeşitli disiplinlerarası çalışmaları gerektiren -özellikle de ekonomi politik açıdan- olguları veya olayları bireye, bireyin psikolojik yapısına indirgemektir. Bu, elbette Hitler’in “çılgın” veya Trump’ın “dengesiz” olmadığı anlamına gelmez.
Hitler, tarihin bir aşamasında belirli ihtiyaçlara istinaden ve belirli koşulların açtığı alanda Alman egemen sınıfı tarafından iktidara getirildi. O koşullar, Alman ekonomisinin ve devletinin içinde bulunduğu kriz koşullarıydı. Alman egemen sınıfı, Hitler’i iktidara getirmeyi son çare olarak görüyordu, nitekim bu son çare egemen sınıf tarafından bir araç olarak kullanıldı. Hitler, Alman egemen sınıfının emperyalist yayılma ve işçi sınıfını ezme yolunda kullandığı tehlikeli bir araçtı.
Hitler’in kişiliği ve psikolojik yapısı, işçi sınıfını ezecek bir silah olarak Alman devletinin başına geçmesi için uygundu, Alman egemen sınıfı geri alamama olasılığına rağmen iktidarı Hitler’e devretti. Hitler de kendisine sağlanan koşulların üzerinde, o koşullara uygun kişisel ihtiraslarıyla yükseldi.
Bu durumun yaşanmasında Almanya’da yaşanan devrimci süreçlerin yenilgiye uğramasının etkisinin yadsınamayacağını da söylemek gerekir. Bu noktada, insan Almanya Komünist Partisi (KPD) lideri Heinrich Brandler’in Ekim Devrimi’nin altıncı yıl dönümündeki ayaklanmayı son anda iptal etmesinin tersi bir durum yaşansaydı ve devrim uluslararası forma bürünseydi ya da partiyi çoktan ele geçiren Stalin tüm uyarılara rağmen aşırı sol bir programla birleşik cephe taktiğini reddetmeseydi dünya şimdi nasıl bir yer olurdu diye düşünmeden edemiyor.
Hitler bahsinde aktardığımız durum Donald Trump için de belirli bir bağlamda geçerlidir. Dünya, iki büyük savaş ve iki savaşın arasında yaşanan Büyük Buhran’ın ardından ABD’nin sanayi gücüne, genel anlamda hegemonyasına dayanan bir düzende bugünlere kadar geldi. Ancak bu düzen aşınıyor. 2008 küresel finansal krizi de bu aşınmanın dönüm noktalarından biri olarak değerlendirilebilir.
Trump’ın aldığı çılgın kararlar, yalnızca Trump’ın çılgın kişiliği bağlamında değerlendirilemez. Trump da ABD egemen sınıfının ihtiyaçları doğrultusunda güçlendirilen -her ne kadar ABD egemen sınıfı bu konuda tam bir uzlaşma sağlayamamışsa da- çılgın bir figür. Aldığı kararlar fazlasıyla çılgın, bu çılgın kararları ABD'nin ulusal çıkarları ve dünyanın saadeti uğruna aldığına inandırma girişimlerinin ipliğinin pazara çıkarılması gerekiyor. Sözgelimi, gümrük vergilerinin yabancı ülkeler tarafından ödenmesinin ABD halkının yararına olduğu yalanının karşısına bu vergilerin halka dolaylı da olsa temel tüketim ürünleri başta olmak üzere fiyat artışları ve vergilerdeki artış biçiminde yansıtıldığının yüksek sesle belirtilmesi gerekir.
Dünya bir çılgınlığın içinde, elbette doğru. Ama bu çılgınlığın bir adı var: kapitalizm. Kapitalizmin çılgınlığını temel almadan liderlerin çılgınlığını anlayabilmek ne yazık ki mümkün değil. Bu anlamda yapılan her çalışma suyun yüzeyinde kalacak ve derindeki gerçekliği ıskalayacaktır. Friedrich Engels’in 1877’de bölümler halinde yayımlanan eseri Anti-Dühring’de açıkladığı gibi: “…üretim ve onun yanında üretilen şeylerin mübadelesi bütün toplumsal yapının temelidir. Tarihte ortaya çıkmış olan bütün toplumlarda, zenginliğin ne şekilde dağıtıldığı ve toplumun ne şekilde sınıflara ve tabakalara bölündüğü, neyin ve nasıl üretildiğine ve ürünlerin nasıl mübadele edildiğine bağlıdır. Bu bakış açısından hareketle, bütün toplumsal değişikliklerin ve siyasi devrimlerin nihai nedenleri, insanların beyninde; insanın sonsuz gerçeğin ve adaletin içyüzünü daha iyi kavramasında değil ama üretim ve mübadele biçimindeki değişimlerde aranmalıdır.”
Nihayetinde bireylerin psikolojik durumları ve yapıp etmeleri yalnızca bireyler bağlamında açıklanamaz. Dünyanın gidişatına “yön veren” liderler söz konusu olduğunda bu durum daha da geçerlidir. Çılgınlık, esasen içinde bulunduğumuz üretim ilişkilerinin doğasındadır. Bu çılgınlığa son vermek, dünyanın gidişatını değiştirmek üzere işçi sınıfının ve öncü öznesinin siyaset sahnesine güçlü bir şekilde çıkmasına ihtiyacımız var.
Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi ifade özgürlüğünün sürekli tehdit altında olduğu bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini gitgide yitiren medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini kanıtlamak ve eleştirel düşünme alışkanlığını müşterek bir değere dönüştürmek istiyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. İmkanınız varsa, vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Comments ()