Manchester semalarında aylak adamlar dolaşıyor: “The Manchester Rambler”
Pazartesileri bordro mahkumu olabilirim, pazarları ise özgürüm.
1920’de birkaç Marksist grubun bir araya gelmesiyle kurulan Büyük Britanya Komünist Partisi’nin (CPGB – Communist Party of Great Britain) üye listesine göz attığımızda, hak mücadelelerine öncülük etmiş pek çok ismi bulabiliyoruz. Notting Hill Karnavalı’nı ilk kez düzenleyen Claudia Jones da orada, hikayesi Pride (Matthew Warchus, 2014) filmine konu olan "Gey ve Lezbiyenler Madencilerle Dayanışıyor" [Lesbians and Gays Support the Miners] hareketinin kurucusu Mark Ashton da. Biz bu listedeki başka bir isme, yazının başında okuduğunuz sözün sahibine kulak verecek, onun rehberliğinde Manchester semalarında bir gezintiye çıkacağız.
Britanya folk müziğindeki şarkıcı ve söz yazarı geleneğinin önemli temsilcilerinden Ewan MacColl, hayatı boyunca CPGB üyeliğini sürdürmüş, şarkılarında doğup büyüdüğü Salford kentinden ve sol değerlerden bahsetmekten hiç vazgeçmemişti. Yukarıdaki söz de bu ikisini birleştirdiği "The Manchester Rambler" adlı şarkısında geçiyordu. Bu adı "Manchester’ın avare gezenleri" ya da "Manchester’daki aylaklar" diye çevirip geçmek kolaydı. Rambling eyleminin tarihine baktığımızda ise kamusal alana erişimle, dinlenme (hatta biz ona Lafargue’a referansla "tembellik" diyelim) hakkıyla ilgili onyıllar süren bir mücadeleyle karşılaşıyorduk.
Çantam yastığım, çalılıklar yatağım / Dağlardan ayrılacağıma ölürüm daha iyi.
Rambling, yani doğada, kırsalda "boş boş dolaşma" akımı, 19. yüzyıldan itibaren kentten, çalışma hayatının zor koşullarından haftanın bir günü olsun uzaklaşmak isteyen İngiliz işçi sınıfı arasında hızla yayılmaya başladı. Ancak aynı dönemde yükselen bir hareket daha vardı: Bölge halklarına ait, herkesin gezebildiği, tarım ve besicilik yapabildiği alanları özel mülklere çeviren, etraflarına duvarlar, çitler diken Çitleme Hareketi [Enclosure Movement].
Bu hareketin etkilerinin görülebileceği alanlardan biri, yine Manchester yakınlarındaki Derbyshire Peak District bölgesinde bulunan, 1932’de Devonshire Dükü’nün arazisi olan "Kinder Scout" adlı yaylaydı. Kinder Scout’un 636 metreye varan zirvesi, İngiltere’nin East Midlands (dümdüz çevirirsek "ortadaki toprakların doğusu") bölgesinin en yüksek noktasıydı, ancak dükün keklik avlamak için kullandığı bölge halka açık değildi, izinsiz girenler bekçiler tarafından kovuluyordu.
Nisan ayının sonlarına doğru genç işçiler arasında bir çağrı dolaşmaya başladı. Britanya İşçi Sporları Federasyonu [British Workers' Sports Federation], Manchester’ın yaklaşık 6,5 kilometre batısındaki Salford kentine bağlı Eccles kasabasının tüm genç işçilerine sesleniyor, onları Avare Gezenlerin Eylemi [Rambler’s Rally] adını verdikleri bir eyleme çağırıyordu. Hedef, 24 Nisan saat 2’de Kinder Scout’a kitleler halinde "izinsiz girmekti".
Salford doğumlu Ewan MacColl, “The Manchester Rambler” şarkısını Kinder Scout’taki eylemden hemen önce yazmış, itaatsizlik fikrinin işçiler arasında yayılmasına katkıda bulunmuştu.
Nasıl okyanusun dibinin sahibi yoksa / Kimse dağların da sahibi olamaz.
24 Nisan 1932’de yaklaşık 400 "aylak", üç ayrı noktadan dükün arazisine girdi. Bekçiden çok eylemci olursa, onları kimsenin durduramayacaklarını düşünüyorlardı. Öngörülerinde haklıydılar, çünkü kısa süre içinde zirveye ulaşmayı başardılar. Bekçilerle çıkan arbedede galip gelmişlerdi, kasabaya döndüklerinde ise onları polis bekliyordu.
Yürüyüşçüler "yasadışı toplantı düzenlemek" ve "asayişi bozmak" ile suçlanıyordu. Britanya İşçi Sporları Federasyonu’nun genel sekreteri Benny Rothman, mahkemedeki savunmasında şunları söyledi: "Biz işçiler, hafta boyunca dumana boğulmuş şehirlerde ağır şartlarda çalıştıktan sonra doğaya çıkıp temiz hava almak, güneş ışığını tatmak, özgürce dolaşmak istiyoruz. Bunu yapabileceğimiz en güzel yerlerin de bize kapalı olduğunu görüyoruz. Bazıları yılda on gün avlanacak diye çamurlu yollardan yürümek zorunda kalıyor, doğanın güzelliklerinden mahrum bırakılıyoruz." İki tuğgeneral, üç albay, iki binbaşı, üç yüzbaşı, iki hükümet görevlisi ve on bir aristokrattan oluşan jüri ise haliyle aynı fikirde değildi. Eylemciler altı ayı bulan hapis cezalarına çarptırıldı.
Ben de gönlümce yürüyeceğim dağlarda tepelerde / Dinleneceğim eğrelti otlarının gürleştiği yerlerde.
Kolluk kuvvetlerinin ve yargının desteğiyle dükün arazisi korunmuştu ama cin şişeden çıkmıştı bir kere. Eylemin ardından verilen cezalar halkın büyük tepkisiyle karşılaştı, olayın siyasal sonuçları tahmin edilenden büyük oldu. Britanya tarihinin en büyük sivil itaatsizlik eylemlerinden biri olarak anılan Kinder Scout yürüyüşünün yarattığı tartışmalar, 1949’da Milli Parklar ve Kırsal Bölgeler Yasası’nın [National Parks and Countryside Act] meclisten geçmesine vesile oldu. İki yıl sonra da Kinder Scout’un içinde bulunduğu Peak District, Britanya’nın ilk milli parkı ilan edildi. Eylemin kültürel ve politik yankıları 2000’de çıkan, kamuoyunda Aylak Aylak Gezinme Yasası [Right to Roam Act] olarak bilinen Kırsal Bölgeler ve Geçiş Hakkı Yasası’na [Countryside and Rights of Way Act] kadar uzandı. "Rambler’s Rally" için hâlâ her yıl anma etkinlikleri düzenleniyor.
24 Nisan 1932 günü Kinder Scout’taki yürüyüşe katılan gençlerden birçoğu hayatlarına sendikacı ya da siyasetçi olarak devam etti, hiçbiri işçi sınıfının haklarını savunmaktan vazgeçmedi. Aralarından bir grup 1930’ların sonunda İspanya İç Savaşı’nda faşistlere karşı savaşırken hayatını kaybetti. İngiltere’nin kuzeyinde şehirlerarası hizmet veren trenlerden birine, 2007’de Benny Rothman’ın adı verildi.
"The Manchester Rambler" lakabını hak edecek bir hayat yaşamış Benny Rothman, 1982’de verdiği röportajda o gün Kinder Scout’takileri şöyle anlatıyordu: "Tablo gibiydi. Aylak aylak dolaşmaya uygun giyinmiş yüzlerce erkek ve kadın, delikanlı ve genç kız. Her uzunlukta ve renkte şort, oduncu gömleği, golf pantolon, hatta tulum (…) Rengarenk kazaklar; boy boy, çeşit çeşit ordu çantaları ve sırt çantaları." Neticede bir tarafta doğada özgürce dolaşmak, diğer tarafta ise kamusal alanları özel araziye çevirme talebi vardı, daha basit bir ifadeyle sıradan halk ile toprak efendileri arasındaki bir savaştı bu. Kazanan da halk olmuştu.
Kaynaklar: Tribune, BBC, Ramblers.org
Not: Bana "The Manchester Rambler" şarkısını ve rambling kavramını öğreterek bu yazıya vesile olan Burçin Alkaya’ya sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.
Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi geleceği ziyadesiyle belirsiz bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitirmiş medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini göstermek istiyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Comments ()