Onurlu ölmek meselesi
Geride bıraktığımız günler bizi “demirin tuncuna, insanın piçine kaldığımıza” ikna eder gibi, pek de kolay geçmedi. Bir yanımız umut dolu, bir yanımız öfke. 301 genç suçsuz, haksız yere tutuklu oldukça ne bayramın tadı vardı ne de güneşli havaların. Memleketin derdiyle bir türlü uyuyamadığımız gecelerin birinde kötü bir haber daha aldık, Volkan Konak’ı ansızın kaybettiğimizi öğrendik.
Trabzonlu bir babanın kızı olarak benim siyasetle tanışmam kimileri gibi 1 Mayıs meydanlarında veya devrimci geleneğin hatıralarıyla olmadı ne yazık ki. Ancak henüz 8-9 yaşlarında, ailemle beraber gittiğim bir Volkan Konak konserinde ilk defa Deniz Gezmiş’in fotoğrafını gördüğümü, o çocuk aklımla onca insanın neden ayağa kalkıp alkışladığına, gözlerinin dolduğuna anlam vermeye çalıştığımı dün gibi iyi hatırlıyorum. Sonrası malumunuz…
Bizim eve teoriden önce Kazım Koyuncu ve Volkan Konak girmişti. Sadece çocukluğumuza ses değil, fikrimize yol da olmuşlardı. Hafızalarımızdan inatla silmeye, yerine gerici bir topluluğu yerleştirdikleri "devrimci" Karadeniz’in belki de son iki simgesiydiler. Bir anlamda, bize özümüzde "iyi insanlar" olduğumuzu yeniden hatırlatan kahramanlardı.
Volkan Konak’ın ardından hakkında bilmediğim, hatırlamadığım onlarca şey öğrendim, gördüm. Sayısız öğrenciye verdiği eğitim desteği, zamanında yoksulluktan yapamadığı düğününü yıllar sonra eşine sürpriz olarak planlayışı, Karadeniz’de saldırıya uğrayan BDP’lilere Maçka’daki evini açışı, Ali İsmail Korkmaz’ın fotoğrafına bakarak söylediği “Mağusa Limanı” türküsü, reddettiği nice global marka reklamı, yeri geldiğinde çok sevdiği Trabzonspor’a bile tepki göstermesi… Hepsinin ötesinde, onurlu bir yaşamın paha biçilemez değeri. Gerici faşistleri böylesine korkutan, korkudan ölünün arkasından kendilerini rezil eden cümleler kurduran şey işte buydu. Hiçbir zaman erişemeyecekleri bu mertebe…
Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptalinin ve gözaltına alınmasının ardından başlayan protesto ve boykot süreci ünlüler için giderek bir sınava dönüştü. Bu süreçte birçoğu hiçbir şey söylemeden bir şeyler gevelemenin konforlu yollarını ararken adeta yeni bir dil keşfetti. Kimileri de rezidanslarından sokaklara göz atmaya tenezzül bile etmedi. Sayesinde para kazandıkları toplumun sesi olma sorumluluklarına ısrarla sırtlarını döndüler. Tanınmış kişi olmakla “halkın sanatçısı” olmak arasındaki derin uçurumu bize bir kez daha gösterirken parmaklarının ucuna kadar gelen “onurlu ölme” fırsatını geri çevirdiler.
Volkan Konak o gün, bütün berraklığıyla “Dünyada yapayalnız tek başıma kalsam da bir kelebek kolaylığıyla ölsem de, ipe çekilmeyip zindana atılsam da ne sizin hukukunuza, ne sizin adaletinize, ne sizin dürüstlüğünüze, ne de sizin sevginize inandım, yaşadığım sürece inanmayacağım” diyordu. Bu kısacık yaşamında kurduğu son cümlelerden biri “Sen bilmez misin, devrimciler korkmaz” oldu. Bir insan ne kadar onurlu yaşayabilirse o kadar onurlu yaşadı, ne kadar onurlu ölebilirse o kadar onurlu öldü. “Dünyaya el gibi çıplak geldim, el gibi çıplak gideceğim” derken sahiciydi. 32 yıllık müzik kariyerinde bir milim eğilmedi, bükülmedi. Giderken bile üç kuruşun hesabıyla kariyerlerini borçlu oldukları topluma sırtını dönenlere ders verir, susarak hiçbir zaman sahip olamayacakları böylesine saf bir sevginin gücünü gösterir gibiydi.
Çok sevdiği dostu, memleketlisi Ekrem İmamoğlu cezaevinde olduğu için Volkan Konak'ın cenazesine katılamadı, tabutuna omuz veremedi. Vefa borcunu bir miras olarak özgür günlere sakladı. Biz sevenlerine de Volkan Konak’ın hayalindeki Türkiye’ye kavuşmak için verdiğimiz mücadelede adını bir kenara yazmak kaldı.
Uğurlar olsun Volkan Abi, “Gökteki yıldızlari sayalum elli elli…”
Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi ifade özgürlüğünün sürekli tehdit altında olduğu bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini gitgide yitiren medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini kanıtlamak ve eleştirel düşünme alışkanlığını müşterek bir değere dönüştürmek istiyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. İmkanınız varsa, vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Comments ()