Pitchfork aboneliğinde yeni dönem: Skorun demokratikleşmesi mi, eleştirinin sonu mu?

Pitchfork aboneliğinde yeni dönem: Skorun demokratikleşmesi mi, eleştirinin sonu mu?
pitchfork

Pitchfork, yakın zamanda yayımlanan duyurusunda, 30 yıllık yayın tarihinde ilk kez okurlara aylık 5 dolarlık bir abonelikle albümlere puan verme, yorum yapma ve eleştirmenlerle doğrudan diyalog kurma imkanı sunduğunu açıkladı.

Pitchfork, yayın hayatına 1996’da üniversite öğrencisi Ryan Schreiber’in kişisel bir blog sayfası olarak başladı. Özerk başlayan bu platform, kısa süre içerisinde yalnızca bir yayın değil müzik dinleyenler için güvenilir bir referans noktası ve bir beğeni pusulasına dönüştü. Uzun yıllar boyunca tartışma yaratan ve estetik ölçütler üreten bu eleştirel konum, 2015’te, Vogue, The New Yorker ve GQ gibi yayınlarla bilinen köklü medya grubu Condé Nast tarafından satın alınmasıyla birlikte belirgin biçimde sarsıldı. Bu tarihten sonra Pitchfork, eski okuyucu kitlesini kaybettiği, anaakıma fazla yaklaştığı ve eleştirel risk almaktan uzaklaştığı yönünde yoğun eleştirilere maruz kaldı. Son duyuruyla birlikte ilan edilen abonelik ve okur katılım modeli ise, belki de gecikmiş bir eleştiri olarak, bu uzun dönüşümün ürettiği denge eşitsizliklerini ve kurumsal illüzyonları gizlemekten ziyade onları daha da derinleştirdi.

Pitchfork’un bugüne kadarki işleyişi basitti: Bir albüm metni ve ona eşlik eden tek bir skor. Bu skor hiçbir zaman yalnızca nicel bir ölçüm değil, referans alınan eleştirel bir yargı olarak işledi. Şimdi bu yapıya “okur sesi” de ekleniyor.

Bu yenilik ilk bakışta “katılımcı eleştiri” vaadi taşıyor: Okur artık yalnızca okumuyor; yorumluyor, puanlıyor ve tartışmanın parçası oluyor. Ancak bu hamle yalnızca bir teknik güncelleme değil, müzik eleştirisinin otoritesi, dinleme pratiklerimiz ve beğeni rejimlerinin geleceği hakkında kritik bir kırılmaya işaret ediyor. Asıl soru şu: Bu çoğulluk eleştiriyi gerçekten demokratikleştiriyor mu, yoksa onu beğeni ekonomisinin yeni bir arayüzüne mi dönüştürüyor?

Bu ekleme yüzeyde demokratik görünebilir: Beğeni çoğullaşıyor, söz hakkı genişliyor, eleştiri tek bir ağızdan çıkmıyor. Fakat bu çoğulluk herkese açık değil, aboneliğe bağlı bir alan. Katılım hakkı satın alınan bir ayrıcalığa dönüşüyor. Burada iki sorun ortaya çıkıyor: Birincisi, bu katılımın gerçekten demokratik olup olmadığı; ikincisi de bu katılımın eleştirinin yapısını nasıl dönüştürdüğü.

Katılımın ücretli olması, çoğulluğun baştan sınırlı olduğunu gösteriyor. Ancak daha kritik olan, bu çoğulluğun eleştirinin niteliği üzerindeki etkisi. Pitchfork, okura hem konuşma alanı açıyor hem de bu konuşmayı aylık bir ödemenin koşuluna bağlıyor. Böylece eleştiri, kamusal bir tartışma olmaktan çok, platform içi bir etkileşim modeline eklemleniyor.

Burada önemli bir eşik var. Okurun fikri elbette değerli. Ancak uzmanlıkla rastlantısal görüş aynı düzlemde yan yana geldiğinde, mesele her zaman özgürleştirici bir demokrasi üretmez. Niteliksel farkların silikleştiği bu düzlemde eleştiri, “eşitlik” adına haksız bir eşitlenmeye sürüklenebilir. Eleştirmen ile okur arasındaki ayrım, bilgiyle deneyim arasındaki mesafe erime tehlikesiyle karşı karşıya kalır.

Asıl soru giderek daha da netleşiyor: Bu çoğulluk eleştiriyi geliştiriyor mu, yoksa algoritmik çağın “ortalama zevk” üretimine mi hizmet ediyor?

[mailerlite_form form_id=10]

Zaten bugün müzik dinleme pratiğimiz derinlikten çok hızla tanımlı. Playlist kültürü, etiketlenmiş sonsuz öneriler, “bunu sevdiysen şunu da seversin” mantığı, TikTok’ta viral olan sesler… Dinleme giderek bir deneyimden olmaktan uzaklaşıyor. Pitchfork’un yeni sistemi de eleştiriyi bu akış mantığına yaklaştırıyor: Skorlar çoğalıyor, yorumlar birikiyor, dijital sosyallik artıyor.

Bu noktada eleştiri yavaşça bir bilgi kaynağı olmaktan çıkıp sosyal medya benzeri bir dolaşım alanına kayıyor. Yorumlar yalnızca site içinde kalmıyor; arama sonuçlarında, sosyal ağlarda, arşiv metinlerin yanında görünür hale geliyor. Metin, skor ve yorum yan yana duruyor ama aynı düzlemde dolaşıma giriyor. Eleştiri bağlamdan koparılıp parçalara ayrılıyor.

Üstelik Pitchfork söylem düzeyinde hâlâ eleştirmen otoritesini savunuyor. Ancak aynı anda üyelik modeli, okur skorları ve yorum alanlarıyla bu otorite pratikte parçalanıyor. Eleştirmen merkezde kalıyor gibi görünse de, giderek kalabalığın içinde yalnızca daha yüksek sesle konuşan bir profile dönüşüyor.

Bu dönüşüm, müziği nasıl dinlediğimizden çok, nasıl tükettiğimizle bağlantılı. Eskiden eleştiri, dinleme deneyimini yavaşlatan bir ara duraktı: Okur metni okur, albümü dinler, sonra tekrar metne dönerdi veya tam tersi. Bugünse skorlar ve yorumlar dinlemenin içine gömülmüş bir geri bildirim katmanına dönüştü. Dinleme içkin bir eylem olmaktan çıkıp görünür olma, tepki verme ve sosyalleşme aracına dönüşüyor.

O zaman soru daha da büyüyor: Algoritmaların yönlendirdiği bu ortamda eleştiri hâlâ eleştiri mi, yoksa yalnızca beğeni ekonomisinin yeni arayüzlerinden biri mi?

Pitchfork’un hamlesi, müzik eleştirisinin hayatta kalma stratejisi olarak da okunabilir. Ancak bedeli küçük değil. Bilginin, deneyimin ve arşivin ağırlığı, eleştiri tarihinin sürekliliği, metnin müzikle kurduğu bağlar... Hepsi hız ve katılım mantığı içinde geri plana itiliyor.

Çoğulcu skor sistemleri, zamanla nitelik üretmekten ziyade ortalamayı istikrarlı kılmaya başlar. Böylece eleştiri de risk almaktan ziyade en kalabalık beğeninin güvenli alanına doğru çekilir. Pitchfork’un yeni adımı, belki de tam olarak bu yeni eleştiri rejiminin bir başka habercisidir.

Desteğiniz bizim için önemli. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi ifade özgürlüğünün sürekli tehdit altında olduğu bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitiren medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğine inanıyor, eleştirel düşünceyi müşterek bir toplumsal değere dönüştürmeyi hedefliyoruz.

Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için fazlasıyla değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. İmkanınız varsa, vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Desteğiniz için şimdiden teşekkür ederiz, iyi ki varsınız.