Sansür artık istisna değil normdur
Mabel Matiz hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesi kapsamında İçişleri Bakanlığı tarafından soruşturma açıldı. Gerekçe, bir şarkı. Gerekçe, müstehcenlik. Gerekçe, belki de düpedüz varoluş. Kızılcık Şerbeti dizisinin senaristine de soruşturma açıldı, senarist Merve Göntem dört yıl önceki bir açıklaması gerekçe gösterilerek gözaltına alındı, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Diziye değil, bizzat bir hayata, bir bakışa, bir kadına dair nefret bu.
Kadıköy merkezli metal grubu Sarinvomit’in beş üyesi “halkı kin ve düşmanlığa tahrikten" tutuklandı. Grup üyelerinin müzikal tarzı, sahne estetiği ve dünya görüşü büsbütün kriminalize edildi. Yine müzik dünyasından bir başka örnek: Manifest grubu sahnede giydikleri kıyafetler nedeniyle hedef gösterildi, "hayasızlık ve teşhircilik" iddiasıyla gruba soruşturma açıldı. Grup daha sonra Türkiye turnesinin iptal edildiğini duyurdu. Belli ki kimin, nerede, nasıl sahneye çıkabileceğine artık seyirci değil güvenlik bürokrasisi karar veriyor.
Daha dün, “Soğuk Savaş” isimli YouTube kanalında bir "hadis" üzerinden yapılan şaka nedeniyle gözaltına alınan Boğaç Soydemir ve konuğu Enes Akgündüz'ün tutuklanmasına karar verildi. Savcılık, "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçlamasıyla soruşturma başlatmıştı. Öte yandan RTÜK eliyle, “milli ve manevi değerlere aykırı” olduğu iddiasıyla Netflix, Disney, Prime Video, HBO Max ve MUBI gibi platformlara para cezaları ve katalogdan içerik çıkarma yaptırımları uygulanıyor.
[mailerlite_form form_id=11]
Kültürel çeşitliliğin, uluslararası sanat üretiminin bu topraklara ulaşmasına tahammül edilmiyor artık. Ama mesele yalnızca tahammülsüzlük değil elbette. Bu açık bir politik hat: Kültür-sanat alanını kontrol altına alma, susturma, hizaya çekme ve bir “tek ses” yaratma çabası. İktidar yalnızca kurumları değil, hayal gücümüzü de dizayn etmeye kalkışıyor. Ve bu öyle anlık bir refleks değil toplumsal yaşamı bütünüyle tahakküm almaya yönelik sistemli ve kurumsallaşmış bir müdahale.
Toplumsal desteğini gitgide kaybeden iktidar artık içinde bulunduğu koşullar nedeniyle bu tahakkümü daha "korkutucu" hale getirmek zorunda. Bu tahakküme karşı itirazımız birleşmediği ve güçlenmediği sürece, iktidar cüretkârlığını orada ve burada göstermeye devam edecek. 2025 yılında, Türkiye’de sanatçılar hakkında açılan soruşturmalar, sanatçılara uygulanan yasaklar ve yapılan gözaltılar artık istisna değil, yeni normdur. Ama biz bu normu kabul etmiyoruz.
Bu ülkede hâlâ düşüncenin, sanatın, sözün, sahnenin ve perdenin arkasında bir direnç var. Ve bu direnç yalnız bugüne ait değil geçmişin onurlu isimlerine de yaslanıyor. Bunları yazarken Tarık Akan’ı anmadan geçmek mümkün değil mesela. 12 Eylül faşizmine karşı cesaretle tavır alan, sadece beyazperdede değil sokakta, sendikalarda, kürsülerde var olan bir figür. Onun yüzündeki tebessümle, duruşundaki kararlılıkla, emekçilerin ve sanatçıların yanında oluşuyla inşa ettiği mirası hatırlamakla yetinemeyiz, omuzlarımıza yüklediği sorumluluğu da bilmeliyiz.
Çünkü sanat sustuğunda toplum sağırlaşır. Çünkü sahne boş bırakılırsa, karanlık doldurur. Biz susmayacağız. Bu baskının karşısında yan yana duracağız. Mabel Matiz’in sesi de, Merve Göntem’in kalemi de, Sarinvomit’in gitarı da, Manifest’in konseri de bizimdir. Bu ülkenin sahnesi, sokağı, ekranı, galeri duvarı, konser alanı bizimdir. Ve mücadele tarihimizde çok kez olduğu gibi, bu defa da hatırlıyoruz: Sansüre başvuranlar, halktan korkanlardır. Biz halkız. Şiddetin, tacizin, nefret söyleminin, hedef göstermenin, cinayetin, hırsızlığın, yolsuzluğun ve ihmalin cezalandırıldığı bir ülke istiyoruz.
Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi geleceği ziyadesiyle belirsiz bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitirmiş medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini göstermek istiyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Comments ()