“Sessizlik” sorusuyla başladık, yalnızlıkla karşılaştık.
“Sanatçılar neden konuşmuyor?” Bu soru, son yıllarda hemen her toplumsal olayda tekrar tekrar soruluyor. Özellikle kültür-sanat alanından tanınan isimler söz söylemediğinde, kamuoyunda bir hayal kırıklığı oluşuyor. Bu soruya daha önceki yazımda şöyle yanıt vermiştim: Oyuncular sessiz değil, yalnız. Bu yalnızlık bir duyarsızlık hali değil, örgütsüzlüğün derinleştirdiği bir sonuç.
Yazıya gelen tepkiler, bu sorunun daha da derinleştirilmesi ve tartışmanın büyütülmesi gerektiğini gösterdi. Bu nedenle şimdi bu yalnızlık halini daha açık konuşmak, bu alana yöneltilen eleştirilerle hesaplaşmak ve kendimce çıkış yollarını aramak istiyorum. Önerilerim de bu arayışın içinden doğuyor. Çünkü artık sadece sorunun değil çözümün de parçası olmak zorundayız.
Yalnızlık sistematik, sessizlik yapısal
Sahneye çıkmak ya da kameraya bakmak çoğu zaman bir cesaret işi gibi sunulur. Oysa işin mutfağında çalışan oyuncular için esas mesele, o sahnede kalabilmenin, o sete yeniden çağrılmanın, o sözleşmenin devam edebilmesinin güvencesizliğidir. Setlerde 16 saati bulan mesailer, bitmeyen tekrarlar, baskıcı set ortamları, mobbing, sözlü şiddet… Oyuncular çoğu zaman yalnızca işlerini değil, kişiliklerini ve dirençlerini korumaya çalışarak yaşar.
Bu sektörde ne sosyal güvence tamdır ne sözleşmeler adildir. Pek çok oyuncu, ilk işiyle birlikte kölelik sözleşmesine imza atar. Haklarını sorsa işinden olur, ses çıkarırsa “sorunlu” damgası yer. Bir yandan da sürekli değişen kastlar, anlık kararlarla yapılan iptaller, “yerine birini buluruz” kolaycılığıyla örülür bu yapı. Oyuncunun emeği, esasen güvencesizlik üzerinden kontrol edilir.
Oyuncular Sendikası bu düzende yeni bir adım atmak için kuruldu. Ancak bu adım her zaman tüm oyuncular tarafından sahiplenilmedi. Özellikle bazı yapımcılar, menajerler, kanal yöneticileri ve ajanslar, örgütlü olan oyuncularla çalışmak istemediklerini ima eden ya da açıkça söyleyen bir tutum sergilediler. Bu da sendikalı olmayı, örgütlü durmayı pek çok oyuncu için riskli bir tercih haline getirdi. Bu, sadece bireyin değil doğrudan örgütlü emeğin cezalandırılması anlamına geliyor.
Oyuncuların örgütlü bir duruş gösterdiği örneklerde, o kişilerin nasıl hedef alındığını hepimiz gördük. Setten çıkarılanlar, sözleşmesi yenilenmeyenler, medyada hedef gösterilenler… Bu örneklerin her biri bize örgütsüzlüğün bedelini değil, örgütlü olmanın maliyetini gösteriyor. Bu yüzden bu alanda suskunluk yalnızca korkudan değil aynı zamanda sistematik bir yalnızlaştırmadan besleniyor. Ve bu yalnızlık ancak ortak bir zeminde buluşarak aşılabilir.
[mailerlite_form form_id=10]
Bu bir sınıf meselesi: Görünürlük emeği gizlemesin
İlk yazıya gelen bazı eleştiriler, oyuncuların ya da sanatçıların sınıfsal konumunu sorgulayan cinstendi. “Dizilerde oynayan oyuncuların derdi mi kalmış?”, “Asıl mesele tarım işçisi, inşaat işçisi” diyenler oldu. Bu eleştirileri anlayışla karşılıyorum ama şunu da açıkça ifade etmeliyim: Oyuncular, diğer emekçi kesimler gibi güvencesizliği, mobbingi, baskıyı ve işsizlik korkusunu yoğun biçimde yaşayan bir gruptur.
Görünürlük bazen emeği örten bir perdeye dönüşebiliyor. Oysa görünürlük emekçiliği ortadan kaldırmaz. Aksine, piyasa tarafından sömürülen emeğin üzerini parıltıyla örter. O ekranlardan izlediğimiz dizilerin çekim sürecinde son anda gelen senaryolarla çalışan, sabaha kadar hazırlanan, setin getirdiği yaşam temposuna göre hayatını şekillendiren binlerce oyuncu var. Aralarından sadece birkaçı tanınır, geri kalanı hep görünmez kalır.
Ama görünmez kalan yalnız oyuncular değil. Geçtiğimiz günlerde Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar dizisinin setinde çıkan yangında bir set emekçisi arkadaşımız yangını söndürmeye çalışırken hayatını kaybetti. Bu olayın ardından ekranlarda hiçbir açıklama yapılmadı, hiçbir sorumluluk üstlenilmedi. Tıpkı çalışırken görünmez olan o emek gibi, ölümü de görmezden gelindi. Bu trajedi, yalnızca bir iş cinayeti değil aynı zamanda sanat üretiminin arka planındaki sistemsizliğin, örgütsüzlüğün ve sessizliğin bir sonucuydu.
Bu görünmezlik, sessizliğin zeminidir. Oyuncular bir gün setin ortasında işten çıkarılmamak, bir menajerin “sana iş getirmem” tehdidine uğramamak, sosyal medyada lince uğramamak için susar. Set çalışanları, daha en başta konuşma hakkına bile sahip değildir. Bu, bilinçsizlik değil tek başına kalma korkusudur. Tam da bu nedenle, örgütlü olmak bir tercih değil bir varoluş meselesine giden yolu açar.
Çıkış: Suskunluğu örgütlü sözle aşmak
Yalnız kalmamak için yalnız kalmayı tercih eden bir sektördeyiz. Bu çelişki ancak birlikte davranırsak aşılabilir. Bu nedenle çağrım yalnızca “birlik olalım” temennisinden ibaret değil. Bu çağrı, haklarımızı koruyabileceğimiz, sesimizi duyurabileceğimiz, baskıya karşı direnebileceğimiz somut bir örgütlü zemin kurma çağrısıdır. Örgütlü olmak sadece sendikaya üye olmak değil birbirimize sahip çıkmak, ortak zeminde yan yana durmak, birbirimizin arkasında durmaktır. Bu bir güvenlik ağı, bir mücadele hattı ve bir dayanışma biçimidir.
Somut öneriler olmadan yazı bir temenniden ibaret kalır. Bu nedenle;
- Oyuncular Sendikası’nın tüm üyeleri, kamuoyuna açık forumlarla bu süreci değerlendirmeli.
- Sendikalı olmayanlar için güvenli katılım ve destek yöntemleri geliştirilmeli.
- Tiyatro ve sahne grupları kendi iç dayanışma yapılarında bu meseleyi tartışmalı.
- Genç oyuncular için “haklar ve örgütlenme” atölyeleri düzenlenmeli.
- Oyuncuların gündemi, diğer sanatçıların ve emekçilerin gündemiyle birleştirilmeli.
Bu yalnızlık kader değil. Oyuncular susturulmadı, yalnızlaştırıldı. Ama bu yalnızlığı aşmak için artık daha açık, daha yüksek sesle konuşmalıyız. Birlikte konuşursak, birlikte güçleniriz.
Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi ifade özgürlüğünün sürekli tehdit altında olduğu bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini gitgide yitiren medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini kanıtlamak ve eleştirel düşünme alışkanlığını müşterek bir değere dönüştürmek istiyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. İmkanınız varsa, vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Comments ()