Sınıfın yakışıklısı, halkın sanatçısı: Tarık Akan
Çocukluğunda çizgi filmlerden çok Türk filmi izleyerek büyüyenler için o filmlerin oyuncuları aileden biri gibidir. Kemal Sunal öldüğünde çocuk aklımla çok üzüldüğümü, ağladığımı hatırlıyorum. Kemal Sunal aileden biriydi, onunla gülüp onunla ağlıyorduk. Tarık Akan da ailemizden biriydi. Damat Ferit’i, Yakışıklı Necmi’yi, Ferdi’yi yakından tanıyorduk. Sonra Yol’u, Maden’i, Sürü’yü izledik; Tarık Akan kariyerini toplumsal ve politik bir yöne çevirirken biz büyüdük. Sonra da aynı yolda karşılaştık. Peki, ne oldu da bugün Tarık Akan gibi sanatçılara rastlayamıyoruz?
Son 25 yılın bilançosunu incelemeye kalksak, sanatçılara da ayrı bir başlık açmamız gerekir herhalde. Söz konusu yıllarda sanatçının toplumla temasında, iletişiminde yaşadığı sorunlar, daha çok ekonomik, siyasal ve ideolojik pratikler içinde anlamlı. Bu dönem, diğer tüm alanlarda olduğu gibi kültür sanat alanında da bir tür çürümeyi doğurdu. AKP ile geçen yıllarda Erdoğan’ın ekran yüzleri ünlendi, hemen herkes eskinin yavan bir karikatürüne dönüştü. Halkla temas etmesi için devlet bütçesi önlerine serilen isimler iktidara yakın kişilerdi, kültürel hegemonya tesisinin araçları olarak kullanıldılar.
Cepleri yetenekleriyle ters orantılı biçimde hızla dolan malum sanatçılar üniversite şenliklerinden ve festivallerden çekinen, gece 12’den sonra balkabağına dönüşen iktidara ayak uydurmakta zorlanmadılar. Başka bir yerde “sanatçı” olamayacaklarından olsa gerek, sarayda edepli giyimleri ve gülüşleriyle poz vermekten, en ufak krizde iktidarın savunuculuğunu yapmaktan geri durmadılar. Öyle ya, devir onların devriydi. Yeterince uslu olanlar mesela devlet tiyatrolarının başına geçebilir veya yüksek bütçeli TRT yapımlarında başrolü kapabilirdi. Uslu durmayanlara düşense devlet olanaklarının yokluğuyla terbiye edilmek, sermaye ile iktidar arasında sıkışıp kalmak, düşmanlaştırılmak ve hedef gösterilmek, tazminat davalarıyla uğraşmak oldu. Cumhuriyet’in sanat kurumlarının içi boşaltıldı, kültür sanat neredeyse bütünüyle sermayeye teslim edildi. Emekçi kesimlerden uzak, hayata yabancı bir sanat anlayışı kabul edildi.
1960’ların ve 1970’lerin siyasi ve toplumsal koşullarında Yılmaz Güney ve Tarık Akan gibi isimlerin çıkması elbette olağandı. AKP’li yılların toplumsallığının bir ürünü olarak sanatçı kimliğinin dönüşmesi de bir o kadar olağan. İktidarın neoliberal politikalarının bir sonucu olarak kültürel üretim de sermaye eliyle yönlendirilir oldu. Devlet imkanları ise muhafazakar sanat ürünlerini ve kültürünü pompalamak için kullanıldı. Toplumcu sanat anlayışı da bütün dünyada olduğu gibi hızla yok oldu.
Bu nedenle sinemamızda hâlâ kutup yıldızı parlayan Tarık Akan gibi bir ismi hatırlatmakta fayda görüyorum. Her şeyin hızla kirlendiği, haysiyetin geçer akçe olmadığı bir zamanda ölümünün ardından bu kadar iyi anılmak herkese nasip olmazken, Tarık Akan halkın gönlünde duruşuyla hâlâ ışıldıyor. Ölümünün sekizinci yılında hafızalarımızda grevlerde, direnişlerde, protestolarda, işçi bayramlarında, sinemacıların örgütlenmesinde halkla beraber yürüdüğü anlar canlanıyor.
Mevcudiyetini herhangi bir politik çıkara borçlu olmadığı için duruşunu kaybetmeyen, en ünlü olduğu, en dikkat çektiği dönemlerde bile politik kimliğinden ödün vermeyen, yanlışı söylemekten korkmayan biriydi Tarık Akan. Vurgulamak istediğim şey bir sanatçının idealize edilmesi ya da politik kimliğinin övülmesi değil, Tarık Akan sinemasının nasıl bir yerde durduğu…
1970'lerde yıllarla yükselen politik ve sol dalga memleket sinemasına da sirayet etti, Yılmaz Güney’in öncülüğünde sinema da giderek politikleşti. Tarık Akan bu dönüşümde başrolü oynayanlardan biriydi, sinemasını hep doğru yerde yapmıştı. Toplumcu bir sanatın devrimsel misyonunu göz ardı etmeyen Akan, 1970'te oyunculuğuyla adından söz ettirmeye başladı, sadece üç yıl sonra Altın Portakal’da En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alarak Yeşilçam’a adını silinmeyecek bir şekilde yazdırdı. 1970’lerin sonuna doğru yakışıklılığı, oyunculuğu ve tarzıyla adından sıkça söz ettiren oyuncu, 1978 yapımı Maden filminde artık politik görüşüyle de parlamaya başladı.
İşsiz kaldı, tutuklandı, işkenceye maruz kaldı, sansüre uğradı. Bu hayatı ışıltılı bir ünlü gibi değil, halkı gibi yaşadı. Üstelik bu tercihi 20’lerinin sonunda bile isteye yaptı, 12 Eylül darbesinden o da nasibini aldı. Barış Derneği üyeliği, Nazım Hikmet’in doğum günü etkinliğinde okuduğu şiirler nedeniyle yargılandı, iki buçuk ay hücrede kaldı. Tutukluluğunda yaşadıklarını Anne Kafamda Bit Var adıyla kitaplaştırdı. Hapisten çıkınca yılmadı, bugünlerde bazılarının sırf etkileşim uğruna hakkında konuşmaktan çekinmediği devrimci Yılmaz Güney’le, filmin kendisi kadar çekim hikayesinin de sıradışı olduğu Yol filmi için çalışmaya başladı. Yılmaz Güney hapiste olduğu için filmin yapım sürecine de katkıda bulundu. Sansürün yoğunlaştığı, politik film çekmenin iyice zorlaştığı bu dönemde, darbeden sonra çekilen ilk grev filmi Çark’ta rol aldı. Filmden etkilenen Kazlıçeşme işçileri greve çıktı. Çözülmeler, Maden, Eylül Fırtınası, Sürü, Karartma Geceleri gibi filmlerde işçi sınıfının sorunlarına, Kürt meselesine, işkenceye değindi.
Müesses nizamın karşısında bir tehdide dönüşen, “sanatçı dediğin andan itibaren, dünyaya bakışı, yaşamı, görüşleri, her şeyi politiktir. Bu politik düşünce hiçbir zaman gerici, muhafazakar, tutucu bir politika değildir,” diyen, Madenci Nurettin’den Ferit’e, Seyit Ali’den Şivan’a halkını hayal kırıklığına uğratmayan ve eğilmeyen, evimizin sanatçısı, çocukluğumuzun yakışıklısına özlemle…
Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi geleceği ziyadesiyle belirsiz bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitirmiş medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini göstermek istiyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Comments ()