Şu anda, birisi, bir yerde
Şu anda, birisi, bir yerde çakıl taşlarına bastı ve bütün koyu taşların hışırtısıyla uyandırdı; güneş bile yeni ayılıyor. Şu anda, birisi, bir yerde yirmi beş yıl önce bebekken çekilmiş videosunu ilk kez izledi, videodaki bebeğin bacağı kopuk ama gülümsemesi eksiksizdi, videoyu izlerken arkasından ona usulca sokulan karısının karnındaki şişlik için ne düşünse bilemiyor. Şu anda, birisi, bir yerde uyandı, sağına soluna baktı, sonra sebepsizce ağlamaya başladı. Şu anda, birisi, bir yerde inledi.
Şu anda, birisi, bir yerde bir kitap okudu ve hayatının aniden olmasa bile kademeli olarak değişeceğini hissetmeye başladı, daha sonra yazacaklarını başkaları okuyacak ve aralarında konuşacaklar. Şu anda, birisi, bir yerde sustu; karşısındaki iki kelime söylemesini bekliyor, susan da aklındaki dört kelimeden hangi ikisini söylese daha az üzüleceğine karar veremiyor. Şu anda, birisi, bir yerde ikinci kadehinin son yudumunu alırken birden Zorba’nın çaldığını duydu ve kendini tutamayarak kalktı ayağa, kolları hayatın coşkusuyla açılmakta. Şu anda, birisi, bir yerde tutsak, sevdiklerinden yıllardır uzakta ve yaşlandığını artık reddedemiyor. Şu anda birisi bir yerde, insanlar üzerinde hakimiyet kurmanın beklediği tatmini vermediğini geç de olsa anlamış durumda.
Şu anda, birisi, bir yerde uyuyor, gözleri hafif hafif kırpışıyor, küçücük bir çocuk olduğunu rüyasında gördüğü pembe balondan dev yılanın onun ve arkadaşlarının kollarını ısırdığı halde canlarının hiç yanmamasından anlıyoruz. Şu anda, birisi, bir yerde terk edildi ve daha sonra olacak kötü şeyleri on saniye önce derinliklerinde muazzam bir deprem olmuş, tsunamisini sezaryenle doğuracak bir okyanusmuşçasına hissediyor.
Şu anda, birisi, bir yerde kahkaha attı, etrafındakilere neşe saçtı ve hayatın karanlığında hep beraber birer ışık oldular uzun süre yanacak, arkadaşlıkları solmayacak. Şu anda, birisi, bir yerde eski bir dostunu düşündü, şimdi tanışsalar birbirlerinden hoşlanacaklarından hiç de emin olmadığını anladı, hüzünlendi. Şu anda, birisi, bir yerde roman yazmaya karar verdi, yazmayacak. Şu anda birisi bir yerde işkence görüyor, gördüğü işkencenin filistin askısından, elektrik verilmesinden ve tırnaklarının çekilmesinden beter olduğundan emin ama ağzını açmayacak.
[mailerlite_form form_id=11]
Şu anda, birisi, bir yerde sizi düşünüyor. Şu anda, birisi, bir yerde düştü, ne olur ne olmaz diye çekilen tomografide beyninde bir tümör olduğunu öğrenecek, üç beş yıl daha yaşayacak ve çocuğunun zihninde yer edinmeyi başaracak. Şu anda, birisi, bir yerde kendi ülkesinde yaşayamayacağına karar verdi ama gideceği yerin onu kucaklamayacağını da iyi biliyor. Şu anda, birisi, bir yerde çok çalışıyor, kendi mekanını açacak ve daha çok kazanacak, sonrasını bilmiyor ve bu umurunda değil, daha sonra bunun ceremesini çekecek.
Şu anda, birisi, bir yerde ıssızlığın içinde ter kokan bir otobüsten mazot kokulu bir soğuğa çıktı, berbat yağlı çift kaşarlı tost ve beklenmedik derecede güzel bir köpüklü ayran, üstüne içtiği çay ve sigarayla bilinçaltından taşanları bastırmayı başardı. Şu anda, birisi, bir yerde deli gibi gülüyor ama çeliği kesebilecek kadar öfkeli.
Şu anda, birisi, bir yerde ilk defa Füruzan okumaya başladı, içine yayılan sıcaklığı tarif etmeye belki aylar sonra görülen bir sevgilinin sarılması yetebilir. Şu anda, birisi, bir yerde artık daha fazla yapamayacağını anladı ama aklına geleni yapabilecek de değil. Şu anda, birisi, bir yerde biriyle göz göze geldi, pek de dikkat etmeden gülümsemeye başladı ve gecenin ilerleyen saatlerinde görecekleri çok şey var.
Şu anda, birisi, bir yerde hayatta en çok sevdiği şeyin çizgi roman okumak olduğunu fark etti. Şu anda, birisi, bir yerde Coldplay'den A Rush of Blood to the Head’i dinliyor ve Six Feet Under’ın damıtılmış hüznü, olmayan bir imbikten beynine usulca damlamaya başlıyor. Şu anda, birisi, bir yerde koşmaya, bağırmaya, taklalar ve parendeler atmaya başladı, bunu neden daha önce yapmadığı için kendine şakacıktan (ve biraz da ciddicikten) kızdı ve hâlâ koşmaya, bağırmaya, taklalar ve parendeler atmaya devam ediyor.
Şu anda, birisi, bir yerde yıllardır doğru nefes almadığını, doğru düşünmediğini ve üstelik "doğru" tanımının da doğru olmadığını, "doğru" denen şeyin elbette nesnel bir temeli olabilmekle beraber ne olursa olsun içinde olunan şartlara göre değerlendirilmesi gerektiğini, bu şartların da yeniden ve yeniden tartılmasının şart olduğunu, buna rağmen hâlâ yolunda gitmeyen bir şeyler varsa burada yanlış olanın hayat değil, doğru nefes almayan ve doğru düşünmeyen olduğunu fark etti.
Şu anda, birisi, bir yerde sabah serinliğinde içindeki beden dışında pürüzsüz bir havuzdan çıktı ve mayosunu düzeltirken meme uçlarının sertleştiğini görmesini istediği kişinin değil diğerinin gördüğünü üzüntüyle gördü. Şu anda, birileri, bir yerlerde sadece kendileri ve kendileri gibi olanların refahını garantiye almak için planlar yapıyor ve bunda da başarılı olacaklar, bir yere kadar. Şu anda, birisi, bir yerde işten çıkarıldığını öğrendi, içinden başta hızlıca bir sevinç yükselecek gibi olduysa da hayatın karşısında durduğu gökdelenlerin arasında kalan gökte beliren yüzü sevincin parçalanıp dağılmasına neden oldu; yine de şimdilik işsiz denebilir ve eninde sonunda o sevinç parçalarını tek tek toplayıp güneşli birkaç pazartesi gününde birleştirecek ve karşısında uzanıp keyfini çıkaracak.
[mailerlite_form form_id=10]
Şu anda, birisi, bir yerde yarın bir gün kendisi gibi birilerini bulacağından emin ve onlarla daha yaşanabilir bir hayat kurabileceğinin hayalini canlı tutmaya son derece –ama bakın son derece– kararlı. Şu anda, birisi, bir yerde başkasının yanağına beklenmedik bir öpücük kondurdu. Şu anda, birisi, bir yerde çok istemesine rağmen asla çocuk sahibi olamayacağını öğrendi, ne beklendik ne de beklenmedik bir şekilde mutlu bir hayatı olacak ama hemen değil.
Şu anda, birisi, bir yerde habis tükürükler saçarak hakkınızda iftiralar atıyor ama korkutucu tarafı şu: aralarında doğru olan şeyler var. Şu anda, birisi, bir yerde bütün gün koşturmaktan rıhtımda açlıktan ölürken yediğiniz o kötü sosislileri hatırladı, sizi neşeyle andı. Şu anda, birisi, bir yerde oturmuş, dünyada sakat kalmış binlerce çocuğa nasıl daha makul protezler üretilebileceğini düşünüyor ve biliyor musunuz, hem üretmeyi başaracak bunları hem de o çocuklara tek tek ulaştırmayı. Şu anda, birisi, bir yerde boş vermiş durumda, önündeki çizgilerin bittiğini idrak etmek istemiyor ve o sehpanın başına önceki gece oturmuştu; bütün bunlar, içindeki artık kurumak üzere olan pınardan her şeye rağmen yükselen gözyaşlarını öfkenin ateşiyle daha doğarlarken fetüs halinde yakıp öldürüverdiği için.
Şu anda, birisi, bir yerde, sizinle geçen gün tanışmasını düşünüyor, yüzündeki enayice ve bir o kadar tatlı gülümsemeyi ne kadar çabalarsa çabalasın bastıramıyor. Şu anda, birisi, bir yerde öldü; çok sevilse de, yeterince zaman geçtikten sonra unutuldu. Şu anda, birisi, bir yerde sizi asla affetmeyeceğini düşünüyor. Şu anda, birisi, bir yerde sizi affetti. Şu anda, birisi, bir yerde hayır dedi kendi kendine başını sallayarak, sizi affetmedi.
Şu anda, birisi, bir yerde Watchmen’in dördüncü bölümünü okuyor; elinde, Dr. Manhattan’ın elindeki fotoğraf. Şu anda birisi, bir yerde üstüne pek az düşünerek hızla ve hırsla aldığı kararlarla sizin ve etrafınızdaki pek çok insanın hayatını akıl almaz düzeyde değiştirecek ve bu onun hiçbir zaman umurunda olmayacak.
Şu anda birisi bir yerde size sarılmak istediğini düşünüyor. Şu anda, birisi, bir yerde güneş daha ayılmadan yeniden çakıl taşlarının hışırtısını duymak istediğini düşünüyor. Şu anda, birisi, bir yerde balkonuna oturmak üzere, birasını açacak, köpükler iştahla coşacak; sigara yakacak mı, göreceğiz. Şu anda, birisi, bir yerde bu yazıyı okudu, bitirdi; ne mana, şüpheli.
****
Her şeyin eşzamanlı olduğu söylenemez ama eşdeğersiz olduğu açık. Acının, kahkahanın, şu ya da bu kararı almanın, pişmanlığın, ölümün ve doğumun birbirine denk düşmediği, sadece arka arkaya dizilmiş değil, üst üste çökmüş katmanlar gibi yaşandığı bir düzen bu. Daha doğrusu, bir düzen de değil, geçici bir yığılma. Yazı dediğimiz şey de bu yığılmaları –unutulamayacak kadar önemsiz, anlatılamayacak kadar sıradan olanı– kayda geçirme çabası: Şu anda, birisi, bir yerde bunları yaşıyor. Sen değil. Ama senin hayatına dokunuyor. Bir teselli değil bu, bir durum tespiti.
Asıl garip olan şu belki: bütün olup bitenler, yalnızca olup bitiyor. Ne bir plana bağlı görünüyor ne de seyircinin alkışına. Sadece mümkün oldukları için oluyorlar. Biz de anlamı ancak bu imkanlar toplamının ortasında, kendi küçücük hayatımızla çarpıştıklarında fark ediyoruz. Bir yabancının kahkahasıyla, bir tanıdığın vedasıyla, bir çocuğun zihninde oyuncak gibi tuttuğu kelimelerle. İnsan bazen yalnızca kendi hayatını taşıdığını zannederken aslında başkalarının hayatından sızmış tortuları da omzunda taşıyor.
Bazen bir başkasının “şu anı”, bizim için bir işaret fişeği oluyor; bazen bir başka yerde yaşanan sessiz bir an içimizdeki gürültüyü bastırıyor. Belki de bu yüzden yazıyoruz, anlatıyoruz, okuyoruz: Çünkü başkalarının “şu anda”sı, bazen bizim “dayanabildiğimiz tek an” oluyor. Ve hayat, bütün bu birbirini tanımayan ama birbirine görünmez iplerle bağlı “şu an”lardan ibaret bir harita gibi: kimse tam olarak nerede olduğunu bilmiyor ama herkes bir yerden başka bir yere geçiyor, bir yerden ses veriyor. Bu yazı da o seslerden biri işte: şu anda, bir yerde, birisine denk gelsin diye. Belki, şu anda, birisi, bir yerde bu aynı anda her seferinde yeniden yarattığımız haritayı daha iyi okuyabilsin diye. Şu anda, birisi, bir yerde...
Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Ülkemizde herkesin malumu olan zorlu koşullarda, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini gitgide yitiren medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini kanıtlamak ve eleştirel düşünme alışkanlığını müşterek bir değere dönüştürmek istiyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. İmkanınız varsa, vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Comments ()