ELEŞTİRİ

DÜNYANIN KRALLARI (Laura Mora Ortega, 2022).

Sınıf ayrımının sinemada mekansal tezahürü

[Bu yazı, bahsi geçen filmlerle ilgili bazı sürprizleri açık etmektedir.] Zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul olduğu son yıllarda sınıf çatışmasının sinemada daha görünür hale gelmesi kaçınılmazdı. Yoksulluk ise beyazperdedeki yansımasını daha ziyade mülksüzleştirme ve topraksızlaştırma temsilleriyle buluyor. Sadece hayatta kalabilecek kadar kazandığından zar zor geçinen halkın elinde avucundakine de
vesaire
ALICE (Jan Švankmajer, 1988).

Lewis Carroll, Hans Bellmer ve Jan Švankmajer üçgeninde: Alice gerçeküstücüler diyarında

“Tekinsizlik bastırılmış olanın korkutucu geri dönüşüdür. Öyleyse batıl inancın aşılması evresindeki (artık çocuk masallarına inanmayan) modern insanlık için, rasyonel/bilimsel düşünceyi test eden ve batıl inancı haklı çıkarır gibi gözüken fenomenler de tekinsizdirler.” –Sigmund Freud, “Tekinsizlik” Sigmund Freud, 1919’da Imago dergisinde yayımlanan “Tekinsizlik” (The Uncanny) adlı makalesinde “tekinsiz” olma
vesaire
Ken Loach ve Édouard Louis: “Sanat ve Siyaset Konuşmaları”

Ken Loach ve Édouard Louis: “Sanat ve Siyaset Konuşmaları”

İki farklı ülkeden, iki farklı kuşaktan iki sanatçı, Ken Loach ve Édouard Louis, sanatı, sinemayı, edebiyatı ve bunların günümüzdeki rolünü tartışıyor. Sanat, sınıf şiddeti sorununu nasıl gündeme getirebilir ve yeniden düşünebilir? Bu iki sanatçının eserlerinde öne çıkan işçi sınıfı nasıl temsil edilebilir? En güvencesizlerin aşırı sağa yöneldiği küresel politik bağlamda
vesaire