ELEŞTİRİ

Pera Palas'ta Gece Yarısı (Netflix, 2022)

Pera Palas’tan Drive My Car’a: Seyirci ile karakter arasındaki bilgi asimetrisi

Pera Palas’ta Gece Yarısı, günümüzde yaşarken kendini bir anda 1919’da bulan bir gazetecinin hikâyesini anlatıyor. İzlemeye başlarken seyirci bunu zaten biliyor, nitekim hikâye baştan itibaren bir zaman yolculuğu olarak, esas olayın 1919’da geçeceği vaadiyle tanıtılmış. Buna rağmen senaryo mantığı gereği, alıştığından farklı bir gerçeklikle karşı karşıya kalan
Can Koçak
THE TRAGEDY OF MACBETH (Joel Coen, 2021).

Jo Nesbø, Joel Coen ve kenarda kalanlar: Macbeth’i yeniden anlatmak

Hikâye, bir karakterin savaş alanında gördüğü Macbeth’e methiyeler düzmesiyle açılıyor. Dolayısıyla seyirci ya da okur olarak bu hikâyenin başkarakteriyle tanışmamız, bize anlatılan bir hikâye aracılığıyla oluyor. Macbeth’e düzülen bu methiye, aynı zamanda bir şeyler için daha baştan geç kalındığına işaret ediyor. Özetle Macbeth cesur, gözüpek, yani iktidar için
Can Koçak
Devrimci bir vaaz: "Yoksulların Savaşı"

Devrimci bir vaaz: "Yoksulların Savaşı"

Eric Vuillard’ın Yoksulların Savaşı isimli kitabı Kasım 2021’de Nihan Özyıldırım’ın çevirisiyle Can Yayınları tarafından yayımlandı. Bir tarihsel kurmacanın konusuna ve üslubuna dair söylenebilecekler kitabın arka kapağında şöyle özetleniyor: “On altıncı yüzyıl Avrupası: Protestan Reformu Katolik Kilisesi'ne, güçlülere ve ayrıcalıklılara karşı bir isyana girişir. Böylece, kendilerine
vesaire
Metaverse: Ready Player One

Metaverse’ü gördüm, benden uzak olsun

Hayatımın büyük bölümünü sanal dünyalarda harcadım. 6 yaşından beri bilgisayar oyunları oynuyorum, bir Y kuşağı mensubu olarak ergenliğimden beri internette yaşıyorum, 16 yıldır oyunlar ve oyun kültürü hakkında haberler hazırlıyorum. Sanal politikaları, dostlukları ve rekabetleriyle dijital evrenin dışındaki her şey kadar gerçek, çevrimiçi uzay oyunu EVE Online oyuncularının yıllık buluşması
vesaire
Popüler kültürle ne yapacağız?

Popüler kültürle ne yapacağız?

Bir tarafta sahip oldukları tüm imkânlara rağmen kültürel iktidarlarını hâlâ dilediklerince kuramamış olmanın ruh hâliyle sıradan bir şarkı sözüne bile hunharca saldıran gericiler, diğer tarafta popüler kültür konuşmanın işten olmadığını düşünen ama burjuva kültürünün hegemonyasını tartışmasız kabul eden saygıdeğer gazeteci abiler, ortada kalanlar ise yine durduk yere kendilerini savunmak zorunda
Ece Balekoğlu
Édouard Louis: Bireysel sorumluluk neden yalnızca yoksullarındır?

Édouard Louis: Bireysel sorumluluk neden yalnızca yoksullarındır?

30 dilde yüz binlerce satan kitaplarıyla, Édouard Louis’in hakikatle bağını yitirmeyi göze aldığını düşünebilirsiniz. Ancak 29 yaşındaki yazarla tanıştıktan sonra alçakgönüllülüğünü ve açıksözlülüğünü inandırıcı buldum. İşçi sınıfını savunurken kullandığı ifadelerin radikalizmi, sesinin yumuşaklığıyla büsbütün tezat oluşturuyor. Evet, Édouard Louis öfkeli. Ancak iyi edebiyat öfkeyi bile harikulade anlatabilir. Édouard Louis’
vesaire
Sally Rooney’nin güzel mecrası, neredesin sen?

Sally Rooney’nin güzel mecrası, neredesin sen?

Karakterinin düşüncesini aktarmak isteyen bir yazar için yazılı metnin görsel metne kıyasla ilk bakışta bariz bir avantajı var. “Denize girmeyi düşünüyordu,” yazarsanız, karakterinizin denize girmeyi düşündüğünü hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde aktarırsınız. Öte yandan bu düşünceyi görsellerle aktarmak için karakteri yüzmeyle bağdaştırılan bir nesneye (palet, şnorkel, mayo, denizin kendisi vs.
Can Koçak