Transfer rekorlarının gölgesinde: Yüzyıllık spor kulüpleri inşaat şirketlerine dönüşürken
Türkiye futbolunun lokomotifi konumunda bulunan İstanbul’un üç büyüğünün son dönemde gerçekleştirdiği çılgınlık derecesinde yüksek bedelli transfer hamleleri, uzun yıllardır tartışılan "mali sürdürülebilirlik" konusunu yeniden gündeme taşıdı. Kulüplerin devasa borç yükü altında olmasına rağmen daha önce Süper Lig’de hayal bile edilemeyecek tutarlar karşılığında transferlere yönelmeleri, halen aklını yitirmemiş futbolseverlerin kafasında ciddi soru işaretleri oluşturuyor.
Son dönemde Galatasaray’ın Victor Osimhen’i 75+5 milyon avroluk bonservis bedeli karşılığında kadrosuna katmaya hazırlanması, artık Türkiye’de futbolun rasyonellikle en ufak bir bağının kalmadığını net biçimde ortaya koyuyor. Avrupa’nın beş büyük ligi dışında tarihin en pahalı transferi olarak kayıtlara geçecek olan Osimhen transferi, Türkiye futbolunda ekonomik gerçeklerle sportif başarı arasındaki ilişkiyi de sorgulamaya açıyor. Osimhen’in gölgesinde kalsa da Leroy Sané, Jhon Duran, Tammy Abraham ve Orkun Kökçü transferlerini de bu listeye ekleyebiliriz.
[mailerlite_form form_id=11]
Futbol kulüpleri şantiyelere başlıyor
Bu transferler salt sportif başarı açısından değil kulüplerin ekonomik varlığını sürdürme amacıyla yapılan karmaşık ticari hamlelerin de bir parçası. Öyle ki, kulüpler devasa borç yükünden kurtulabilmek için farklı gelir modellerine yönelmiş durumda. Forma satışları, lisanslı ürünlerden elde edilen gelirler gibi marka yaratım çalışmaları kısa vadede kaynak sağlasa da uzun vadede sürdürülebilir bir çözüm olarak görülmüyor.
Son yıllarda yayın gelirlerinin ciddi biçimde düşmesi de bu problemi daha derinleştirdi. Geçmişte 500 milyon doları aşan yayın gelirleri, bugün 140 milyon dolar civarına geriledi. Bu durum kulüplerin gelir kaynaklarını çeşitlendirmesini zorunlu kıldı. Türkiye’deki dört büyük kulübün ekonomik darboğazı aşmak için uyguladığı yöntemlerden biri de sermaye artırımı. SPK’den alınan izinlerle gerçekleştirilen bu hamleler, kısa vadede likidite sorununu çözse de borç sorununu ortadan kaldırmıyor, aksine geçici çözümler sunuyor.
Ayrıca özellikle devlet destekli inşaat projeleriyle yaratılan gelirler, kulüpler için önemli bir kaynak haline geldi. Kulüpler, sportif faaliyetlerin dışında adeta inşaat şirketleri gibi faaliyet gösteriyor ve iktidar tarafından tahsis edilen araziler üzerinde gerçekleştirilen projeler sayesinde ciddi gelirler elde ediyorlar. Galatasaray’ın Florya arazisi üzerine yapılacak projeden elde edeceği 380 milyon dolarlık gelir, Fenerbahçe’nin Kenan Evren Lisesi arazisine yapmayı planladığı AVM projesi ve son olarak Beşiktaş’ın kongresinden onay aldığı Dikilitaş projesi, bu girişimlerin en çarpıcı örnekleri olarak karşımıza çıkıyor.
Kulüplerin projeleri devlet destekli
Ancak bu yöntem de sürdürülebilirlik açısından sağlıklı olmadığı gibi spor kulüplerinin asıl faaliyet alanından uzaklaşmasına neden oluyor. Avrupa’nın önde gelen futbol ülkelerinde spor kulüplerinin bu tür ticari faaliyetleri, kulüplerin temel misyon ve kimlikleriyle çatışmaması adına sınırlı tutuluyor. Türkiye’de ise iktidarın desteğiyle gerçekleşen bu projeler ekonomik krizi geçici olarak örtmeye yönelik çözümler olarak dikkat çekiyor.
Kulüplerin devletle yakın ilişkisi ve bu ilişkinin sonucu olarak sağlanan vergi imtiyazları da tüm bu tartışmaların merkezinde yer alıyor. Kamuoyuna kapalı kapılar ardında gerçekleşen bu görüşmelerin sonucunda kulüplerin vergi borçlarının yapılandırılması gibi avantajlar elde ettikleri biliniyor. Ancak bu tür destekler kulüplerin gerçek anlamda ekonomik reformlar yapmasının önünde engel teşkil ediyor ve borçların kalıcı bir şekilde çözülmesini zorlaştırıyor.
Bu durumun arka planında ise futbolun siyasal bir araç olarak kullanılması gerçeği yatıyor. Futbolun geniş kitleler üzerindeki etkisi, siyasetin güdümünde şekillenmesine yol açıyor. Özellikle büyük transferlerin yarattığı heyecan ve tartışmalar, ülke gündemindeki esas önemli meselelerin geri planda kalmasını sağlıyor. Futbol, bu bağlamda sadece bir spor etkinliği olmanın ötesinde siyasal ve toplumsal dengeleri etkileyen güçlü bir araç haline geliyor.
[mailerlite_form form_id=10]
Kalıcı çözümler gerekiyor
Bu tabloyu değiştirmek için ise futbol kulüplerinin daha şeffaf ve sürdürülebilir bir finansal yapıya kavuşturulması gerekiyor. Bankalar Birliğinin açıkladığı verilere göre, dört büyük kulübün toplam banka borcu 8.6 milyar lirayı bulurken, banka dışı şirketlere olan borçları ise 35.7 milyar liraya ulaşmış durumda. Bu borç yükünün yüzde 75’ini kısa vadeli borçlar oluşturuyor. Bu da kulüplerin acilen 515 milyon avro civarında bir kaynak yaratması gerektiği anlamına geliyor.
Ancak bu kaynak yaratımı sadece mevcut yöntemlerle mümkün görünmüyor. Kulüplerin kalıcı çözümler üretmesi, sportif harcamalarını rasyonel bir temele oturtması, gelir-gider dengesini koruyacak sürdürülebilir ekonomik politikalar izlemesi gerekiyor. Ayrıca mali denetimlerin daha sıkı hale getirilmesi, kulüplerin siyasi etkilerden bağımsız, profesyonel yönetimlere teslim edilmesi de kaçınılmaz bir zorunluluk.
Sonuç olarak, Türkiye futbolunun geleceği finansal sürdürülebilirlik sorununu kalıcı bir şekilde çözebilmekten geçiyor. Transfer rekorları kırarak kısa vadeli heyecanlar yaratmak yerine mali disiplini esas alan, uzun vadeli stratejiler belirlenmeli ve uygulanmalı. Aksi takdirde bugün futbolun parlak sahnesinde görülen yıldızlar, yarın kulüplerin içine gireceği karanlık mali krizlerin sembolüne dönüşebilir.
*Bu yazının ilk versiyonu Evrensel'de yayımlanmıştır.
Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Ülkemizde herkesin malumu olan zorlu koşullarda, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini gitgide yitiren medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini kanıtlamak ve eleştirel düşünme alışkanlığını müşterek bir değere dönüştürmek istiyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. İmkanınız varsa, vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Comments ()