Üç Cisim Problemi ve Kültür Devrimi
Medeniyetimizde örüntü tespitinin önemli bir yeri var. Zaman ve coğrafyada tesadüf eden, tekrar eden şeyleri tespit etmemiş olsak mesela, düzenli tarım mümkün olmazdı. Yağmurlar ne zaman yağıyor, kış ne zaman başlıyor, karakış ne zaman bitiyor, filizkıran fırtınası ne zaman oluyor bilmesek örneğin, Anadolu’da ve Mezopotamya’da büyük kitleleri besleyecek noktaya gelmek mümkün olmazdı. Tarım devrimini “kocakarı takvimi” olarak da bildiğimiz tarım takvimine borçluyuz.
İlerleyebilmek, yani değişebilmek için değişmeyen şeyleri tespit etmek büyük bir paradoks gibi görünebilir ancak durum bu. Diğer yandan bunun muhafazakarlığı, mevcudu korumayı, değişim talep etmede isteksizliği hatta değişime direnci besleyebilmesi de mümkün. Doğadaki tekrar, toplumda da bir tekrar baskısını çağırır. Doğadaki örüntüyü tespit edip, sağladığı uyumu varlığını ayakta tutan sütunlardan biri yapabilen değişime niye ihtiyaç duysun ki?
1600’lü yıllardan beri çözülemeyen "üç cisim problemi "bu iki olguya da meydan okuyan bir şekilde ele alınabilir. Uzayda belli bir yörüngeyi takip eden üç gök cisminin herhangi bir anda nasıl bir düzlemde olacaklarını önceden bilmek, bunu hesaplamak mümkün değil. Çin’de yazılan 3 Cisim Problemi romanı[i] da üç güneşli bir gezegende yaşayan ve ne zaman nasıl bir kış, nasıl bir yaz yaşayacağını öngöremeyen bir medeniyetin hikayesini ve arayışını anlatıyor. Öyle ki, bazen üç güneşin yaz mevsimi üst üste geliyor ve kavurucu bir dönem yaşanıyor. Bir başka dönem üç güneşin kışı üst üste geliyor ve gezegen buzul çağına giriyor.
Bu medeniyetin bir Hıdrellez’i yok mesela, üzümlere alaca düşme zamanı yok. Nüfus kaydı bilmeyen annelerine “Beni ne zaman doğurdun?” dediklerinde “Sen Zemheri’de doğdun güzel gözlü kızım” cevabı almıyorlar. Eğitim öğretim yılları yok, yaz tatilleri yok. Ne zaman sabah ne zaman akşam olacak bilmiyorlar. Kaotik bir dünyada varlık yokluk mücadelesi veren, defalarca sıfırlanan bir medeniyet var. Uzayın “coğrafyası” içinde olabilecek en olumsuz yer bambaşka bir düşünme tarzının rahmi oluyor. Ortamın aşırı düşmanca olması medeniyeti tam ters kutupta, statükonun korunmasının ihtimal dahi olmadığı sıfır muhafazakar, aşırı devrimci bir konuma taşıyor. Hiçbir sakınmanın gözlemlenmediği, kendi devam ihtimali için her şeyi yok edecek bir konum.

Uzayda böyle bir medeniyetin penceresinden içinde yaşadığımız dünyaya bakıldığında dünya da yok edilmesi gereken bir tehdit. Bu medeniyet dünyamızın varlığını öğrenmeyi ironik bir şekilde dünya tarihinde muhafazakarlığa karşı en radikal hareketlerden biri olan Çin Kültür Devrimi’ne borçlu. Verimli coğrafyanın, büyük kitlelerin ayakta tuttuğu Çin, kendini değiştirmeye çok ihtiyaç duymadan yüzlerce yıl geçirir. 1900’lü yıllara limanları işgal edilmiş, halkı önemli oranda işgalciler eliyle afyon müptelası edilmiş, yarı yarıya sömürge yapılmış bir tarım ekonomisi olarak girer. Çin’in yoksullarının bu durumdan kurtuluşu doğal olarak pek de zarif bir şekilde olmadı. Politik ve ekonomik altüst oluşu bir kültür devrimi takip etti. Sadece yüzlerce yıllık atalete değil aynı zamanda bu ataleti istismar eden Batı’nın bütün kültürel öğelerine de savaş açan bir devrimdi 1966 Kültür Devrimi. Henüz bir köylü ülkesi karakteri taşıyan o günkü Çin’de böyle bir ileri adım ancak bağrında aşırılıklar barındıran bir sertlik ve kitlesellik halinde kendini gösterebilirdi.
Üç Cisim Problemi romanının ana karakteri, biliminsanı Ye Wenjie babasını bu aşırılıklar içinde kaybeder. O da Çin’in proleterleşen köylü kitleleri gibi yeni bir kültür, yeni bir dünya özlemi içindedir. Bu özlemi dünyada gerçekleştireceğimize dair umutsuzluğu onu Üç Güneşli Gezegen’deki medeniyetle iletişim kurmaya iter. Sonrası iki medeniyetin mücadelesiyle devam eder.
Üç Cisim Problemi, medeniyetimizin kökenlerine dair güçlü sorular sorduran, bilimsel ve felsefi pek çok tartışmayı harmanlayan iyi bir kitap. 10 bin yıl önce dünyanın değişik coğrafyalarında nehir boylarına, verimli topraklara yerleşerek büyük bir atılım yaşayan insanlık bugün neyi muhafaza edip, neyi değiştirmeli? Yükselen emperyal bir güç olarak Çin bu soruya düşünce sistemini, bilim ve teknolojiyi geliştirerek kendince bir cevap üretiyor. Böyle bir kitabın bilimkurguyu metafizikle harmanlanmış fantastik masallara çeviren, kültürü içeriksizleştirip kullan-at bir eğlenceye çeviren Batı’dan değil de onun şu an yeterince güçlü olmayan rakibinden gelmesi tesadüf değil. Modern dünyada yükselen bir gücün hakimiyet mücadelesini kazandığı oranda kültürde yerinde sayıp, içi boş ürünler üretmesi de örüntünün bir parçası.
2008’de Çin’de ilk cildi basılan Üç Cisim Problemi üç ciltlik bir roman. Dünyada gördüğü büyük ilgiye Batı da kayıtsız kalamadı ve Netflix eliyle diziye çevirdi. Dizi, kitaba Batı’nın kolonide keşfedilen nadide ürünlere uyguladığı tarifeyi uygulamış. Onu değerli ama işlenmemiş bir hammadde olarak ele alıp, iç tutarlılığını bozup, yeniden kurgulamış. Mekanları, kahramanları ve en önemlisi tartıştığı fikirleri Batılı muadilleriyle değiştirmiş. Bunun mümkün olmadığı yerde olayı, olguyu, fikri karikatürize etmiş ya da tümden dışlamış. Herhangi bir soru sordurmayan, istediğimiz an kapatma tuşuna basabileceğimiz keyif verici bir video oyunu havası var dizide.
Stephen Hawking’e dünya dışı varlıklar sorulduğunda matematiksel olarak “dünya dışı varlıkların var olduğu, dünya dışı varlıkların dünyayı keşfetmesinin insanlığın sonunu getirebileceği” cümlesiyle cevap vermişti. Ama Shakespeare’in ünlü sözünden uyarlarsak “çürüyen bir şeyler var krallıkta.”
Ye Wenjie yeni bir kültür, yeni bir dünya özlemi için her şeyi yok edecek pür aşırı bir adım atar, umudunu dünya dışı varlıklara bağlar. Dünya dışı varlıkların dünyanın varlığını öğrendiği anda ilk yaptıkları şey dünyadaki bilgi birikimini yok etmeye çalışmak olur. Bu bilgi birikimi dünyayı ve insanlığı kurtaracak mı yoksa bilgi üzerindeki tahakküm ilişkisi bu kurtuluşa ayak bağı mı olacak, bu sorunun da cevabını ararız.
Tüm bu sorular insanlığın ve yarattığımız kültürün etrafında dolaşan çoklu bir cisim problemi, çoklu bir cendere gibi. Buradan çıkışın yolu bizi aynı arayışa götürür; yeni bir dünya, yeni bir kültür.
[i] Cixin Liu. 3 Cisim Problemi. Çev. Zeynep Özmeral. İthaki Yayınları, 2015.
Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi geleceği ziyadesiyle belirsiz bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitirmiş medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini göstermek istiyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Comments ()