Uçuş modu bir güvenlik önlemi değildir
Uçağa binerken cep telefonunuzu uçuş moduna alarak sağduyulu davrandığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Telefon sinyalinin uçağın navigasyon sistemlerini etkileyerek felakete neden olabileceğini düşündüğünüz için kimse size deli diyemez. Ne var ki uçuş modu zorunluluğu büyük ölçüde bir efsanedir, havayolu şirketlerinin telefonunuzu kapatmanızı istemesinin başka bir nedeni vardır.
Avrupa ülkeleri 2022’de uçuşlarda telefon görüşmelerine ve veri kullanımına izin vermeye karar verdi. Tüm uçaklara telefon sinyallerinin uçağın iletişim sistemleriyle kesişmemesini sağlayan bir trafik kontrolörü olan “piko hücre” takılmasını zorunlu kılıyorlar. Ancak piko hücreler yeni değil, yirmi yıldan fazla süredir kullanılıyorlar.
Piko hücre olmasa bile telefonların uçağın elektrik sistemlerine müdahale ettiğine dair kanıtlar epeyce azdır. ABD’de Federal Havacılık İdaresi’nin (FAA) 2012’de yaptığı bir araştırmada cep telefonu kullanımından kaynaklanan uçak arızaları konusunda bulunan inandırıcı örnek sayısı neredeyse sıfırdır. Bu konudaki kanıtların çoğu anekdot niteliğindedir veya zaman aşımına uğramıştır.
Uçuş modu zorunluluğunun asıl nedeni şudur: Havayolu şirketleri insanların uçuş sırasında cep telefonlarıyla konuşmayı bırakmayacağını, bunun da daha fazla “hava öfkesi” (yolculuk stresinin neden olduğu bir tür davranış bozukluğu) vakasına yol açacağını düşünüyorlar. Bu yüzden uçuş regülasyonlarını belirleyenler uçaklarda telefon görüşmelerini ve veri kullanımını yasaklamayı sürdürüyorlar (Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği pandemi döneminde bu vakaların ikiye katlandığını açıklamıştı).
Uçak yolculuğu stresinin neden olduğu şiddetli öfkeden mustarip olanlar uçuş görevlileri ve diğer yolcular oluyor. Hava öfkesi, ABD’de oldukça büyük bir sorun ve giderek kötüleşiyor. FAA, 2021-2023 arasında 10 binden fazla öfkeli yolcu rapor etti, bu sayı 2018-2020 arasına kıyasla yaklaşık yüzde 300’lük bir artış anlamına geliyor. Gelgelelim, uçuş moduna ilişkin rivayetin hâlâ dolaşımda olmasının nedeni de budur.
ABD’de federal yasalar gereği uçak mürettebatının talimatlarına uymanız zorunludur, buna uçuş modunu açmak da dahildir. Bu teknolojiye yönelik tartışmalar ne olursa olsun, telefonunuzu uçuş moduna almadığınız için para cezasına çarptırılabilir veya hapse girebilirsiniz.
[mailerlite_form form_id=11]
Efsanenin kökenleri
Federal İletişim Komisyonu (FCC) 1991’de “yer şebekesi etkileşimi” gerekçesini öne sürerek uçaklarda cep telefonu kullanımını yasakladı. Bir noktada bu doğru olabilirdi, ama 2005’te bir FCC üyesi Kongre önünde verdiği ifadede piko hücreler nedeniyle bunun artık bir sorun olmadığını belirtti.
FAA yöneticisi Nicholas Sabatini ise ifadesinde “1991’den bu yana cep telefonu teknolojisinde kaydedilen ilerlemeler sayesinde [FCC'nin] uçuş sırasında 800 MHz cep telefonu kullanımını yasaklayan kuralına karasal ve kabin içi hücresel ağları korumak için ihtiyaç duyulmayabilir” demişti.
Ancak uçaklarda cep telefonu kullanımını yasaklayan kural geçerliliğini korudu. 2013’te FCC’nin yeni başkanı Tom Wheeler uçuşlarda telefon görüşmelerine ve veri kullanımına izin vererek işleri değiştirmek istedi. Bu, büyük bir tartışma başlattı ama teknolojik kaygılarla değil.
Oregon Delegesi Greg Walden o dönemde Washington Post'a verdiği demeçte “Uçaklarda cep telefonlarına izin verilmesi kulağa yeni bir reality şovun tanıtımı gibi geliyor: 30 bin feet yükseklikte kafes dövüşü” diye yanıt vermişti.
Tom Wheeler “Baştan söyleyeyim, elbette anlıyorum. Yanımdaki koltukta oturan kişinin 35 bin feet yükseklikte cıyaklamasını ben de istemem,” demişti. “Yeni teknoloji eski kuralı geçersiz kıldığından, hükümetin havayolu şirketleri ile yolcularını arasından çekilmesi gerekiyor.”
Tartışmalar bütünüyle hava öfkesiyle ilgiliydi. Ancak, regülasyonları yapanlar ve havayolu şirketleri uçak içi telefon görüşmelerinin gökyüzünde “kaos yaratacağı” korkusuyla kuralın yürürlükte kalması için FCC'ye baskı yaptı. Bu nedenle, eski kurallar uzun süredir yürürlükte. Uçuş modu bir güvenlik önleminden ziyade hükümetlerin bize dayattığı bir nezaket kuralıdır.
Peki, nasıl ikna oluyoruz?
Daha önce ele aldığımız efsaneler gibi, uçuş modu masalına da inanmamız gerektiğini hissediyoruz. Çünkü uçmadan önce çok şeye katlanıyoruz; güvenlik adına ayakkabılarımızı çıkarıyor, metal dedektörlerinden geçiyor ve su şişelerini çöpe atıyoruz.
Tüm bunlardan sonra telefonunuzun uçuş modunu açmak da zor gelmiyor. Cep telefonu kullanımının yolcuları daha öfkeli yapacağını kabul ederseniz, uçuş modunun yolculuğu daha güvenli hale getirdiğini iddia edebilirsiniz. Ne var ki, cep telefonu kullanımının hava öfkesini artıracağına dair gerçek bir kanıt yok. Bu, bir spekülasyondan ibaret.
Günümüzde neredeyse her uçuşta ücret karşılığında kablosuz internet bağlantısı alabiliyorsunuz, bu da sesli arama yapmanıza, internette gezinmenize ve oyunlar oynamanıza olanak tanıyor. Ancak uçaklarda daha fazla piko hücre olursa muhtemelen bunu ücretsiz olarak yapabilirsiniz.
Uçuş modunun gerekliliğine inancımızın altında kolektif bir uçuş korkusu yatıyor. Hepimiz oyunu kuralına göre oynamak istiyoruz ki her şey yolunda gitsin. Uçuş modunun güvenliğimiz için zorunlu olduğuna dair efsane içimize o kadar işlemiş ki kullanmadığımız zaman kendimizi suçlu hissediyoruz.
*Bu yazı, Cüneyt Bender tarafından Maxwell Zeff’in Gizmodo’da yayımlanan makalesinden çevrilmiştir.
Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi geleceği ziyadesiyle belirsiz bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitirmiş medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini göstermek istiyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Comments ()