Üzerimizde ağır bir yeryüzü
Derine, hep derine kazıyoruz... nerde, çağımızın o altın kalbi. çağımızın altın kalbini arıyoruz üzerimizde ağır bir yeryüzü gökyüzünden uzakta... çok uzakta…
Halkın önü tıkandığında büyük fedakarlıklarla örülü eylemler yolu açar. AKP iktidarının temsil ettiği sermaye birikimi rejimi, gençleri zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyin kalmadığı noktaya taşıdı. Rezil bir geleceğe sürüklenirken, mücadele etmekle etmemek arasındaki farkın daraldığı bir noktaya geldik.
Turgut Uyar’ın “elden ele devredilen bir gençlik duygusu” dizesi gibi başladı her şey. Bu, mücadele etmek isteyen gençliğin fedakarlığa zorlanmadığı anlamına gelmiyor ancak harekete geçme kararı almalarının daha hızlı olduğunu bize anlatıyor. Bu öğrenmede, öğrendiklerini doğrulamakta ya da yanlışlamakta hızlı davranmalarını sağlıyor. Buna tekrar döneceğiz. Madem hızlıydılar bu zamana kadar neredeydiler önce ona bakalım.
Türkiye’de toplam servet son 20 yılda 17 kat arttı, işçi sınıfının yetişkin nüfus içindeki sayısı 40 milyona dayandı. Bir rıza kazanma müessesesi olarak sınıf atlamak giderek zorlaştı. Sokak hareketliliğini başlatan gençlik için aynı zamanda “işçi gençlik” demek abartı olmaz. United Bank of Swiss (UBS) raporuna göre, 2 trilyon dolarlık bir serveti kontrol eden Türkiye kapitalist sınıfı özellikle Gezi’den sonra kitle kontrolü ve isyan bastırma mekanizmalarını yeniden yapılandırdı.
İşçi sınıfı yoksullaştıkça öfkesi çoğalır, burjuvazi de bu öfkenin hedefini şaşırtır, önüne sayısız çit ve engel koyar. İdeolojik, kültürel engeller, belirli bir sınır içinde tutma çabaları fiziki engellerden daha kalıcı etki gösterir. 19 Mart’ta Beyazıt'ta yıkılan polis barikatının ardından gördüğümüz sayısız çitten taşarak gelen öfkeydi.
1990’lar Türkiyesi sıkça günümüzle karşılaştırılıyor. 1990’lar halkın siyasi talepleri için sert ancak, oligarşi içindeki çelişkilerin de izin vermesiyle ekonomik taleplerin dönem dönem rıza kazanma amaçlı karşılık bulabildiği yıllardı. Hem kanlı hem de nispeten müreffeh hatırlanması bundandır. 2000’lere sosyalist devrimci hareketin yenilgiyle girmesi ve ilişkilerinin dağılması, oligarşi içinde tekelci burjuvazinin ağırlığını artırmasını, bunun siyasi temsili devletin de yeniden yapılandırılmasını kolaylaştırırken, dövizin ucuz olduğu dönemlerde borçlanma imkanlarının artırılması dışında halka bir şey sunulmadı.
1990’larda halkın siyasi taleplerin karşısındaki silahlı zor aygıtları iktidarın ağırlık merkeziyken, 2000’lerde adım adım yerini operasyonel istihbarat teşkilatına bıraktı. Finans sermayesi ve sanayi sermayesinin emperyalist sermayeyle bütünleşmesi önündeki önemli pürüzlerin kaldırılmasıyla emperyalizm odanın ortasındaki koca bir fil halini aldı.
Emperyalist besin zinciri içinde Türkiye kapitalizmine biçilen misyon yabancı para cinsinden aldığı krediyi, ucuz emekle el koyduğu devasa oranda artı-değerle büyütüp geri ödemekti. Bu büyük mülksüzleştirme, işçileştirme, kadınlara ve doğaya açılan bir savaşla mümkün olabildi.
Bu ağır tablonun işçi sınıfında ve işçi sınıfına yeni katılan kesimlerde yarattığı “kendinde bilinç” ideolojik, kültürel hegemonyanın marifetiyle defalarca dağıtıldı, engellenemiyorsa manipüle edildi ya da izole edildi. Beyazıt’ta barikatı yıkıp alana çıkan gençler bu sayısız engeli aşıp gelebilenler. Bu yüzden geç kalmadılar, ancak gelebildiler. Bu ülkede sermayeden ve iktidardan bağımsız sosyalist, devrimci bir bilinç kolay değil.
CHP ve CHP'nin büyük oranda kontrol ettiği DİSK söz konusu çitlerin en uzun ömürlüsü. Esneyen ama yıkılmayan bir baraj olarak mobilize olmuş kitlelerin enerjilerini sıkıcı, içi geçmiş mitinglerde boşaltıp, insanları evlerine gönderirler. Ancak ne kadar işlevsel olsa da tek bir çitle bu kadar değişkenin olduğu bir ülke kontrol edilemez.
Sol basın Google’ın algoritma değişiklikleriyle arama sonuçlarında liste sonuna itilirken ya da tümden liste dışına atılırken hemen tüm aramalarda ilk sıralarda görünmesi sağlanan Ekşi Sözlük mesela bir çittir. Sosyal medyada ve internette muhalif bilince hizmet edebilecek arşiv vb. vasıfta hesapların, sitelerin istikrarlı bir şekilde kapatılması bir çittir. Bir Sloven atasözü “geçmiş gelecekten daha belirsizdir, çünkü her gün yeniden yazılır” der. Bir konuya dair ilgi yok edilemiyorsa o zaman konu hakkındaki bilgiler yeniden kurgulanarak kayda geçirilir ve bir muhalif o bilgiye atıf yapmak istediğinde sürekli izahat yapmaktan güncel konuya gelemez duruma sokulur. Bunların hepsi birer çittir.
Sosyal medya platformlarında büyük bir trol ağıyla güncel tartışmaların açılması ya da manipüle edilmesi bir çittir. Soldan açılan hesapların, paylaşımların, tartışmaların algoritmalar marifetiyle gölgede bırakılması bir çittir. Gündelik bilginin üretildiği sosyal medya platformlarından nitelikli sitelere kadar bilgi üretimi daha kaynağında kontrol altındadır.
Bu çitler herhangi bir yeri boş bırakmaz. Mesela küresel finans merkezi batıdayken, üretimin dünyanın doğusuna kayması entelektüel ilgiyi çekecek bir noktaya geldi. Vatan Partisi gençlik teşkilatı Öncü Gençlik’te on yıl başkan yardımcılığı ve başkanlık yapan, sonra parti yayın organı Aydınlık’ın beş yıl yönetimini üstlenen, Aydınlık’tan ayrılırken “vatan savaşında yeni görevler üstlenecekler. Aldıkları her görevin üstesinden geleceklerine güvenim tam. Yaptıkları yapacaklarının teminatıdır” sözleriyle uğurlanan Tunç Akkoç’un kurduğu Harici sitesi bir çittir.
Bu ağır sefalet ve yoksullaştırma tablosunun mağduru gençlerin daha muhafazakar, daha seküler, daha ırkçı ya da “sol” soslu siyasi ekiplere milliyetçi partiler kurdurularak kontrol edilmeye çalışılması birer çittir. Liste uzatılabilir. Ancak burada listeden çok boşluk bırakmamaya yeminli bir mimari göze çarpar.
Tüm bunlardan sıyrılıp gelen Kemal Özer’in Madenciler şiirindeki “ne kadar diplere bastırılsa o kadar boğulmak bilmez yankısıyla yüreklerinin” dizesindeki gibidir. Üzerinde bütün kiri pasıyla yeryüzüne çıkmış, iktidar ve sermayeden bağımsız, kendi sınıfı için düşünen ve eyleyen bir bilinçtir gördüğümüz. Üstelik yerin altıyla, kirle pasla da işi hiç bitmemiştir, bitmez.
Burada işin daha zor kısmı başlar. Her bilinçlenmenin özgün bir hikayesi vardır, bu özgünlüğü herkes için muteber sanıp sonradan çıkanları buna göre ölçenler çıkar, çıkmıştır. Hikayesi benzeyenler birbirine yaklaşır, gruplaşır. Bunda beis yok ama gruplar, diğer gruplaşmaları rakip sanır. Rekabet ve çelişkiler çıkar. Oysa tek rakip toprağın kendisidir. Kuşkusuz herkesi toprağın altından çıkarmak mümkün değildir ancak yerin altında da insanlık yaşayamaz.
Ağır ağır geldiler, karanlık sarnıçlardan sıza sıza, sağır küplerde birike birike, yararak kaslarının içine yuvarlanmış sızıları ve ciğerlerinde yer etmiş ışıksız lekeleri
Çıkarken kazasız belasız çıkmak nerdeyse imkansızdır. Geçmişte daha ağır fedakarlıklarla, daha zor çıkanlar bugün nispeten hızlı çıkanları beğenmez. Bu ölümcül bir günah olur. İnsan yerin altından çıkar ama yerin altı insanın içinden uzun süre çıkmaz.
Geçmişte yeryüzüne çıkanların hatıraları, bir de bugün yeryüzüne çıkanlar... Tek kurtuluş şansı yeryüzüne çıkanların kolektif bir akıl ve duyguyla hareket etmesidir. Türkiye kapitalist sınıfı emperyalizmin tercihlerine göre sermayeyi en iyi büyütecek siyasi temsil heyetini belirleme tartışmasında er ya da geç bir sonuca varır. Kendisi için harekete geçen halk kesimlerinin geleceği burada değil.
Son polis barikatını aşıp, Beyazıt Meydanı’na çıkan gençlerin açtığı gedikten bu devasa manipülatif bilgi mekanizmasına, bu kültürel hegemonyaya rağmen çokları geçti. Bu bilgi mekanizmasının, bu kültürel hegemonyanın karşı kutbu henüz yok. Bizi yarına taşıyacak tek varlık iktidarın ve sermayenin kontrolünden bağımsız kolektif bir bilinç.
Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi ifade özgürlüğünün sürekli tehdit altında olduğu bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini gitgide yitiren medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini kanıtlamak ve eleştirel düşünme alışkanlığını müşterek bir değere dönüştürmek istiyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. İmkanınız varsa, vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Comments ()