Yerli ve milliye karşı ötekileri büyütmek
19 Mart’ta başlayan süreç her geçen gün yeni bir operasyonla, yeni bir hedef gösterme dalgasıyla büyüyor. Türkiye’nin köklü mizah dergisi Leman’da yaşananlar da bu dalganın parçası. Derginin 26 Haziran tarihli sayısında yayımlanan bir karikatür gerekçe gösterilerek dört çalışan hakkında soruşturma başlatıldı, gözaltıların ardından tutuklamalar geldi. Yetmedi, Leman binasının önünde organize edilen şeriat yanlısı protestolarla fiziksel tehdit ve toplumsal linç çağrıları iç içe geçti. Leman’da yaşananları belirli dini hassasiyetler, sansür meselesi ya da sadece ifade özgürlüğü üzerinden açıklayamayız. Burada zayıf da olsa planlı, kasti bir operasyon ve hedef gösterme var. Arkasında da iktidarın uzun yıllardır sürdürdüğü ve son aylarda arşa çıkardığı “yerli ve milli” tarifine sığmayan herkesi hedef tahtasına yerleştirme arzusu yer alıyor.
Gezi’nin ardından iktidar ve ortakları “yerli ve milli muhalefet” inşasına başladılar. Yerli ve milli bir muhalefet ihtiyacı, iktidarın hegemonik tahayyülünü sarsan bir toplumsal patlama sayesinde doğdu. Çünkü Gezi iktidarın alışık olduğu parti, ideoloji, kimlik gibi kategorilerin üzerinde, kadınların, gençlerin, işçilerin, çevrecilerin, LGBTİ+’ların, sanatçıların, muhaliflerin birlikte yan yana olduğu, kalabalık, toplumsal ve alışılagelmedik bir direnişti.
2016'dan sonra bu tanım artık kurumsallaştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin grup toplantılarında “Her şey gibi muhalefetin de yerli ve millisini ülkemize kazandırmak inşallah bize nasip olacaktır” ve “Bu ülkenin en büyük açığı demokrasiyi içselleştirmiş, milletin değerleri ile barışmış, yerli ve milli muhalefet açığıdır” gibi cümleleriyle bu arzusunu birkaç yıl arayla tekrarladı. Kavram artık toplumsal muhalefeti terbiye etmenin, “makbul” ile “cezalandırılacak” olanın, yani “yerli ve milli” ile “ötekileri” ayırmanın ideolojik aracı haline geldi.
Gerek ideolojik gerek baskı aygıtlarıyla sürekli ödüllendirilen yerli ve millilerin karşısına, sabahtan akşama kadar cezalandırılan ötekiler kondu. İktidarın fikren karşısındaki herkes, bu siyasi retorikte “terörist”, “düşman”, “dış güçlerin maşası”, “vatan haini” oluverdi. Grev yapan bir işçi, kadın cinayetleri hakkında iktidarı eleştiren bir kadın, direnen öğrenciler, Kürtler, Aleviler, 7’den 70’e her yaştan yurttaş “ötekiler” olarak kodlandı ve bedel ödetilecek bir düşman haline getirildi. Üstelik bu “öteki” iktidar açısından öyle konforlu bir yere yerleştirildi ki ülkede yaşanan her şeyin sorumlusu artık onlardı.
[mailerlite_form form_id=10]
Memlekette yoksulluk hiç olmadığı kadar derinleşmişken, sorumlu yandaş ihalelerle büyüyen sermaye çevreleri değil muhalif belediyelerde olduğu iddia edilen yolsuzluklar oldu. Gazze’ye bombalar yağarken, düşman İsrail ile ticareti sürdürenler değil bunu ortaya çıkaranlar oldu. Açlık sınırı altında yaşayan milyonlar varken, suçlu yanlış ekonomi politikaları değil market raflarındaki fiyat etiketleri oldu. Kadın cinayetleri rekor kırarken hedef faillere cezasızlık sunanlar değil İstanbul Sözleşmesi’ni savunan kadınlar oldu. Depremin ardından binlerce kişi enkaz altında can verirken sorumlular imar affı çıkaranlar değil devletin görevini sorgulayanlar oldu. Tarikat yurtlarında çocuklar istismara uğradığında hedef cemaatler değil laiklik talep edenlerdi. Barınma krizinde fahiş kira politikalarını tartışmak yerine sokakta eylem yapan öğrenciler suçlu ilan edildi. Geçinemeyen işçiye verilen yanıt da çoğu zaman “şükretmeyi öğren” oldu.
Düşmanlaştırılan “öteki”, egemen sınıfı ve onun neden olduklarını görünmez hale getirdi. Bu ötekileştirme hali basit bir siyasal iletişim stratejisi değil iktidarın yıllar içinde egemenliğini güçlendirdiği bir aygıt haline geldi. Sistematik olarak sürekli yeniden üretilen “öteki” figürü sayesinde yurttaşlar içinde yaşadıkları ekonomik çöküşü, adaletsizliği ve siyasal yozlaşmayı doğrudan failinden değil özenle inşa edilmiş hayali bir düşmandan bilmeye ikna edildi. Böylece yoksulluğun, adaletsizliğin ve sömürünün sorumluluğu, asıl sorumluların üzerinden alındı. Sınıfsal sömürü, politik sorumsuzluk ve aslında aynı sınıfın farklı yüzleri olduğumuz gerçeği görünmez hale geldi. Ötekiler, bu düzenin olmazsa olmazı haline getirildi ki sermayenin, egemen sınıfların ve neoliberal yağma düzeninin yarattıklarının pansumanı yapılsın.
Bu nedenle, Leman dergisinde yaşananlar iktidarın kurduğu hegemonyanın sadece doğrudan politika yapan kişiler üzerinde değil toplumsal hafızayı dirilten, ses çıkaran, eleştiren herkes üzerinde bir kılıç gibi sallandığını bize bir kez daha açık şekilde gösteriyor. Artık bu tehdit hayatımızın tüm alanlarına yayıldı, tüm çatlaklara sızarak genişledi. Burada saldırı, makul olmayan her yurttaşa, “yerli ve milli” olmayan her muhalif özneye yani kısacası egemenlerin çizdiği sınırın içinde “oynamayan” herkese dönük ve keyfi. Sınıfsal hafıza, eleştirel düşünce ve kolektif her hareket hedefte.
Memleketin üzerindeki tortu “öteki” söylemiyle örtülemeyecek kadar kabarık. “Yerli ve milli” ile pansumanı yapılamayacak kadar derin yaralara sahibiz. Sahi, sizce kim gerçekten yerli ve milli? Audi’lerinin siyah filmli camlarından etrafını göremeyenler mi, yok edilmiş bir kamusallığın ortasında damacanalarla yangını söndürmeye çalışan yurttaşlar mı? Ne diyordu hiçbir zaman “yerli” olamamış Tante Rosa: “"İnsan hiçbir şeylere aldırmamaya bir başladı mı, ne kendi durumunu, ne de bütün durumları, üstünde durulmaya değer bulmadı mı, bu bir kış uykusudur ki hiçbir yaz sökemez...” Bu korkunç kış uykusu ancak ötekileri büyüttüğümüzde sökülecek.
Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Ülkemizde herkesin malumu olan zorlu koşullarda, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini gitgide yitiren medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini kanıtlamak ve eleştirel düşünme alışkanlığını müşterek bir değere dönüştürmek istiyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. İmkanınız varsa, vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Comments ()