Yolumuza çıkmayınız

Yolumuza çıkmayınız
Saraçhane, 19 Mart 2025. Fotoğraf: İBB.

Sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: Dün, yani Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından yapılan Saraçhane eyleminde en büyük sorun Özgür Özel'in ve CHP'nin öfkeli kalabalığı nasıl yönettiğiydi, öfkeli kalabalığın eylemini mitinge dönüştürme hevesiydi.

Eyleme doğru yola çıktığımda Vatan Caddesi’ndeki kalabalık ve İstanbul Üniversitesi öğrencileri Saraçhane'ye geçmeye başlamıştı. İmamoğlu’nu esir tuttukları İstanbul Emniyet Müdürlüğü önünde veya direnişin ateşini yakan İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin yanında olmayı tercih ederdim ama tek merkezde toplanmak, bunu da gasp edilen makamın kapısında yapmak fena fikir değildi.

Meydana vardığımda, CHP'nin 20.30 çağrısını duyunca “eyvah” dedim, çoktan başlamış bir eylem için dört saat sonrasına randevu vermek, biber gazını gözlerinden temizleyip ikincisini yemek üzere cesaretini toplamış kalabalığa “biz gelene kadar âtılsınız” demek oluyordu. Saraçhane önündeki kalabalık heyecanlıydı ve kendinden emindi. Her zamanki sloganlara yenilerini ekledik, Tayyip olmayalım diye zıplamaktan topuklarımızı ağrıttık, yavaş yavaş iyice çoğaldık. Ama biz polis barikatlarını aşmak isterken belediye personeli belediye binasının önüne barikat çekiyordu. Eyvah eyvah.

Belediye binasının önündeki barikatın arkası basın mensupları ve kasılarak yürüyen CHP personeliyle doluydu. Konuşulanlardan anladığım kadarıyla eylemi bir mitinge çevirme derdindeydiler. Zaten meydandan “miting alanı” diye bahsediliyordu. Özgür Özel’in 1 Mayıs performansından ve gün içindeki açıklamalarından olacakları tahmin ediyorduk, öyle de oldu.

Özel kürsüye çıkacak, konuşacak, yine seçime işaret edecek, bugünlük bu kadar diyecekti. Öfkeli kalabalık da yatışacaktı. Çarşambanın gelişi, Özgür Özel Müsavat Dervişoğlu’nu karşılamaya çıktığında yükselen “Özgürlük sokakta, sandıkta değil!” sloganını (bence günün en önemli sloganı) bastırmak için müziğin son ses açılmasından belliydi.

Eylem alanına vardığımda içimdeki öfkenin ve coşkunun daha fazlasını binlerce kişinin gözlerinde gördüğüme inanarak bütün kalabalık adına konuşmaktan artık çekinmiyorum: Biz sokağa yalnızca AKP rejimine direnmeye değil yıllardır etkili bir siyaset üretememiş tüm muhalefet aktörlerinin yapamadığını yapmaya çıktık.

Uzun zamandır kriminalize edilen ve esasen siyasetin daimi alanı olan sokakları geri almaya, Twitter akışından başka meydan görmemiş bir nesle meydanları göstermeye, menfaat kaygısıyla söylenmeyenleri söylemeye, mikrofonla konuşan takım elbiseli siyaset esnafına bakmadan da binlerce insanla bir araya gelebileceğimizi hatırlatmaya çıktık. Biz “miting alanında” toplanmadık. Sokakta, meydanda, direnişte, mücadelede toplandık.

Rejim, 20 yıldır uyuşuk muhalefetin çizgisinden biraz olsun ayrışabilen Ekrem İmamoğlu’nu rehin alıp diğerlerini dışarıda bırakırken muhalefet liderliğinin beceriksizliğine güveniyor. Rejimin kendine güvenmediği (ve daha önce deneyip yenildiği) tek senaryo sokağa çıkmış öfkeli bir halk. Hepimizi sindirmeye ve bastırmaya yetecek ne kelepçeleri ne de polisleri var. Biz zeki, çevik ve ahlaklı bir direniş sergilediğimiz sürece onlar istediklerini alamazlar.

Fakat CHP sokağı “protokol” ve “miting alanı” diye ayırmayı sürdürürse kimsenin tanımadığı siyaset esnafına yol açmak için öfkeli eylemcileri itip kakarsa, Özgür Özel İmamoğlu’nun adını anmadığı hiçbir cümlede kalabalığı heyecanlandıramayan uzun ve bayat bir konuşma yaparsa, “Özgür konuşma, Vatan’a götür” sloganlarına rağmen kalabalığı dağıtırsa rejim istediğini alır. Özgür Özel’in niyetinde kötülük aramıyorum ama boncuk da bulamıyorum.

Önerim şu: Biz önümüzdeki günlerde de direnmeye devam edeceğiz. Özgür Özel’in de direnişimize katılmaya pek tabii hakkı var. Yalnız bundan sonra arkalarda takılırsa biz Cumhuriyet’i de İmamoğlu’nu da savunuruz. Yolumuza çıkmayınız.

Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Ülkemizde herkesin malumu olan zorlu koşullarda, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini gitgide yitiren medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini kanıtlamak ve eleştirel düşünme alışkanlığını müşterek bir değere dönüştürmek istiyoruz.

Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. İmkanınız varsa, vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.