Yugoslavya’nın kayıp şarkısı: Halid Bešlić

Yugoslavya’nın kayıp şarkısı: Halid Bešlić
halid-beslic

Yaşadığımız coğrafyada bazı sesler sadece kulaklarımıza değil, hafızalarımıza da kazınır. Halid Bešlić’in sesi de böyleydi. Onu ilk kez nerede duyduğumu hatırlamıyorum ama hayatım boyunca hep bir yerlerde çaldığını biliyorum. Bir kasette, bir düğünde, bir akşam oturmasında, belki bir araba yolculuğunda… Şarkıları her çaldığında bir başka yerin gölgesi de ona eşlik ediyordu.

Halid Bešlić yalnızca Bosna’nın değil, bütün Yugoslavya’nın ortak seslerinden biriydi. Onun sesi, parçalanmış bir ülkenin hâlâ birleşebildiği tek yerdi belki de. Miljacka’dan Romanija’ya uzanan içli ezgiler, sınırları çoktan silinmiş bir halkın kolektif hüznünü taşıyordu. Yugoslavya’nın dağılmasından sonra geriye kalanlar için kaybolmuş bir yurdun hatırasını yaşatıyordu. Bu yüzden onun vefatı, yalnızca bir sanatçının kaybı değil hatıraların seslerinin de tamamen susmasıydı.

Göçmen çocukları için onun sesi, artık dönülemeyen yurdun çınlamasıydı. Halid Bešlić’in müziğinde hep bir “geri dönüş” arzusu vardı ama kimse tam olarak nereye döneceğini bilmiyordu. Çünkü Yugoslavya artık yalnızca bir hatıraydı, Halid Bešlić ise bu hatıranın en dokunaklı tercümanlarından biriydi.

Miljacka’dan Avrupa’nın salonlarına

1953 yılında Knežina köyünde doğan Halid Bešlić, Saraybosna’da üniversiteye devam ederken müziğe yöneldi. 1981’de çıkardığı ilk albümüyle kısa sürede Bosna ve çevresinde tanınan bir sese dönüştü. Düğün salonlarından stadyumlara, kasetçilerden radyolara uzanan bir yolculuktu bu. 1980’ler boyunca sayısız hit şarkıya ve albüme imza attı. “Miljacka”, “Romanija”, “Ja bez tebe ne mogu da živim” gibi parçaları yalnızca sevda şarkıları olarak değil, yurtsuzluk şarkıları olarak da hafızalara kazındı.

Halid Bešlić, 1990’ların başında Yugoslavya’nın dağılması ve savaşın patlak vermesiyle sahneden inmeden direnişin bir parçası oldu. Avrupa’nın dört bir yanında 500’ü aşkın dayanışma konseri vererek müziğiyle mülteciler ve savaş mağdurları için yardım topladı. Bu yönüyle sadece bir halk sanatçısı değil, bir halkın hafızası olarak da yaşadı.

2009’da geçirdiği ağır trafik kazasının ardından sesi eskisi gibi olmasa da sahneye dönmeyi başardı. Sesindeki çatlaklar, doğduğu coğrafyanın yaralarına benziyordu. Son yıllarda artık az sahne alıyor, ama onun şarkıları hâlâ her yerde yankılanıyordu. Özellikle de dağılmış, sürgün edilmiş kuşakların sofralarında ve yolculuklarında yankılanıyordu.

Kolektif hafızanın sesi

Tekrar etmek zorundayım; Halid Bešlić’in sesi sadece bir halk ozanının değil, kolektif bir hafızanın da taşıyıcısıydı. Dillerin, dinlerin, kimliklerin ayrıldığı bir coğrafyada onun şarkıları hâlâ birlikte söylenebiliyordu. Bu yüzden Halid Bešlić’in kaybı, yalnızca bir müzisyenin değil bizi birleştiren bir hafızanın da yitip gitmesi anlamına geliyor.

Halid Bešlić'i kaybettik. Bu, bir dönemin artık tamamen kapanmasıdır. Onun şarkıları bize mutluluğun da hüznün de kolektif olabileceğini öğretti. Politik ayrımların ötesinde acının ve sevdanın da halkları birleştirebileceğini öğretti. Halid Bešlić’in sesi artık aramızda olmayacak ama biz onun yankısını uzaklara taşımaya devam edeceğiz.

Halid Bešlić’in ardından bir şarkı çalıyor şimdi içimizde. Ve o şarkıda biz yine birlikteyiz. Neka ti je laka bosanska zemlja, Halid. Toprağın sana hafif olsun.

Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi geleceği ziyadesiyle belirsiz bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitirmiş medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğini göstermek istiyoruz.

Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için çok değerli. vesaire'nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. vesaire'yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.